Gazze Şeridi’nde iki yıldır süren saldırıların ardından, yaklaşık 9 bin şehidin naaşının hâlâ enkaz altında olduğu tahmin ediliyor. Bölgedeki sivil savunma ekipleri ve şehit yakınları, İsrail’in iş makineleriyle naaşların bulunduğu enkazı bütün halinde kaldırıp nakletmesinin, cenazelerin onurlu bir şekilde defnedilme hakkını gasp ettiğini belirtiyor. Nisan 2026 itibarıyla paylaşılan tanıklıklara göre; Nusayrat, Refah ve Beyt Lahiya gibi bölgelerde devasa bina yıkıntıları içinde kalan insan kalıntıları, molozlarla birlikte öğütülme veya İsrail içindeki inşaat projelerinde dolgu malzemesi olarak kullanılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Sivil Savunma yetkilileri, İsrail’in “robotlar ve mekanik araçlar kullanarak” naaşları parçaladığını ve bu kalıntıların inşaat atıklarıyla karıştırılarak Gazze’deki “sarı bölgelere” veya sınır dışına taşındığını ifade ediyor. 2023 sonunda bombalanan Mühendisler Kulesi gibi büyük komplekslerde yaşamını yitiren yüzlerce kişinin naaşlarına, ağır ekipman girişinin engellenmesi nedeniyle ulaşılamadı. Bugün gelinen noktada, naaşların bir kısmının tamamen çürüdüğü, bir kısmının ise enkaz kaldırma çalışmaları sırasında “atık” muamelesi gördüğü vurgulanıyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, cenazelerin onurunun korunmamasını ve naaşların kasten enkazla karıştırılmasını Cenevre Sözleşmesi’nin ağır bir ihlali ve bir “savaş suçu” olarak nitelendiriyor. Gazze Hükümeti Medya Ofisi, konunun bağımsız uluslararası bir komite tarafından soruşturulmasını talep ederken; Kızılhaç, naaşların çıkarılması için taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalıştıklarını ancak İsrail tarafının güvenlik gerekçeleriyle bu süreci sık sık engellediğini belirtiyor. Filistinli aileler için ise tek bir soru cevapsız kalmaya devam ediyor: Sevdiklerimizin son istirahatgahı bir mezarlık mı, yoksa bir yolun temeli mi olacak?
