İngiliz The Economist dergisi, Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlarda görev almış İsrailli eski bir askerin çarpıcı itiraflarına yer verdi. “Jonathan” takma adını kullanan asker, İsrailli askerlerin Filistin topraklarındaki faaliyetlerini belgeleyen “Breaking the Silence” (Sessizliği Bozmak) organizasyonu aracılığıyla savaşa dair gözlemlerini paylaştı.
“Adil Bir Savaş” İnancından Büyük Hayal Kırıklığına
7 Ekim 2023 sonrası başlayan savaşa “İsrail tarihindeki en adil savaş” olduğuna inanarak katıldığını belirten Jonathan, geçen aylar sonrasında tamamen farklı bir noktaya geldiğini vurguladı. Asker, sahada yaşadıklarının ve gördüklerinin, başlangıçtaki motivasyonunu tamamen yok ettiğini ve yerini derin bir pişmanlık ile utanca bıraktığını ifade etti.
Kuralsız Angajman ve Belirsiz Hedefler
Eski asker, birliğinin Gazze’ye giriş yaptığı süreçte “çok esnek” bir angajman kurallarıyla hareket ettiğini belirtti. Sivillerin korunmasına dair net kuralların olmadığını belirten Jonathan, tahliye emirlerine rağmen bölgede kalan herkesin “meşru hedef” olarak görüldüğünü iddia etti. Özellikle çatışma çağındaki Filistinli erkeklerin otomatik olarak hedef kabul edildiğini söyleyen asker, çoğu zaman öldürülenlerin silahlı olup olmadığının dahi teyit edilemediğini itiraf etti.
“Sivrisinek Protokolü”: İnsanları Kalkan Olarak Kullanmak
Raporun en dikkat çekici ve tartışmalı kısmı, İsrail ordusunun uyguladığı iddia edilen yöntemlerle ilgili oldu. Jonathan, İsrail güçlerinin Filistinli tutukluları, binaları kontrol etmek veya olası tuzakları tespit etmek için öncü kuvvet olarak kullandığını öne sürdü.
Askerler arasında “Sivrisinek Protokolü” olarak adlandırılan bu uygulama hakkında şunları söyledi:
- İnsan Kalkanı Uygulaması: Birliğin gündeminin bu kişilerin yasal durumu değil, nasıl daha verimli kullanılacakları üzerine yoğunlaştığı.
- Yıkım Odaklı Strateji: Zamanla piyade birimlerinin ana görevinin binaları ele geçirmekten ziyade, yerleşim yerlerini yıkmaya dönüştüğü.
- Stratejisizlik: Askerlerin büyük bir kısmının, yapılan yıkımların arkasındaki stratejik amacı bilmeden hareket ettiği ve operasyonların verimliliği konusunda motivasyon kaybı yaşadığı.
“Artık Bayrağımı Asamam”
Jonathan’ın ifadeleri, İsrail medyasının Gazze’deki sivil acıyı görmezden gelmesine duyduğu tepkiyle son buluyor. Sahada gördüğü gerçeklik ile kamuoyuna sunulan anlatı arasındaki uçurumun kendisini vicdani bir çıkmaza soktuğunu belirten eski asker, şu sözlerle duygularını özetledi:
“Artık bir İsrailli veya eski bir asker olarak gurur duymuyorum. Eskiden kendi bayraklarını gururla taşıyan insanlara imrenirdim. Artık evimin üzerine kendi ülkemin bayrağını asabileceğimi sanmıyorum. Sadece utanç duyuyorum.”
Bu çarpıcı itiraflar, İsrail ordusunun Gazze’deki faaliyetleri hakkında uluslararası kamuoyunda süregelen tartışmaları yeniden alevlendirirken, savaşın askerlerin psikolojisi üzerindeki tahribatını da gözler önüne seriyor.
