24 yaşındaki gazeteci Muhammed el-Helu, 2023-2024 yılları arasında Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yakınlarında görev yaparken, üzerinde “PRESS” ibaresi bulunan koruyucu ekipmanlarına rağmen bir keskin nişancı tarafından vuruldu. Kurşunun yeleğine isabet etmesi sayesinde hayatta kalan el-Helu, aynı süreçte 14 yaşındaki kardeşini İsrail saldırılarında kaybetti.
Brüksel mahkemelerinde ilk adım
Belçika’nın Le Soir gazetesinin haberine göre; Hollanda’da mülteci statüsünde yaşayan el-Helu ve avukatı Jan Fermon, Brüksel mahkemesine başvurarak “(A.B.)” kod adıyla belirtilen ve halihazırda Brüksel’de ikamet ettiği düşünülen şahsın soruşturulmasını talep etti. Suç duyurusunda, bu kişinin İsrail ordusunun “Refaim” keskin nişancı birliğinde görev yaptığı ve savaş suçu işlediğine dair güçlü bulgular olduğu belirtiliyor.
“Hind Receb Vakfı” küresel bir hukuk mücadelesi başlattı
Dosya kapsamında sunulan fotoğraflar, video kayıtları, tıbbi raporlar ve tanık ifadeleri, el-Helu’nun sadece bir “kaza” değil, sistematik bir hedef alma sonucu yaralandığını ortaya koyuyor. Şikâyeti yürüten Hind Receb Vakfı, ismini 2024 yılında ailesiyle birlikte bindikleri araçta katledilen 6 yaşındaki Hind Receb’den alıyor. Brüksel merkezli vakıf, Gazze’de insanlığa karşı suç işlediğinden şüphelenilen İsrailli asker ve yetkililerin ulusal ve uluslararası mahkemelerde yargılanması için hukuki bir ağ kurmuş durumda.
Uluslararası hukuk için bir test
Bu dava, Avrupa’da yaşayan çifte vatandaşların, kendi ülkelerinde işledikleri iddia edilen savaş suçları nedeniyle yargılanıp yargılanamayacakları konusunu tartışmaya açıyor. Hind Receb Vakfı, el-Helu’nun vakasını bir emsal olarak kullanarak, Gazze’deki saldırılarda rol oynayan diğer askeri personelin de peşine düşmeyi hedefliyor.
Gazetecilere yönelik şiddetin cezasız kalmaması gerektiğini savunan hukukçular, Brüksel mahkemesinin bu suç duyurusuna vereceği yanıtın, Avrupa’daki evrensel yargı yetkisi açısından kritik bir dönemeç olacağını belirtiyor.
