Gazze Şeridi’nde sükuneti sağlamayı ve insani yardımların kesintisiz akışını hedefleyen anlaşmanın üzerinden altı ay geçmesine rağmen, bölgedeki gerilim ve hak ihlalleri devam ediyor. 2025 yılının Ekim ayında imzalanan ve çatışmaların durdurulmasını öngören mutabakatın yıl dönümünde paylaşılan veriler, sahadaki durumun kağıt üzerindeki vaatlerden oldukça uzak olduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası insan hakları kuruluşları, yardım koridorlarının tam kapasiteyle açılmadığını ve sivil yerleşim bölgelerine yönelik askeri baskının farklı biçimlerde sürdüğünü rapor ediyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girdiği günden bu yana, İsrail ordusunun sınır hatlarındaki askeri tahkimatını artırması ve Kudüs çevresinde tansiyonu tırmandıran adımları, kalıcı barış umutlarını ciddi şekilde gölgeliyor. Gazze’deki yeniden inşa çalışmaları, yapı malzemelerinin girişine getirilen kısıtlamalar ve bürokratik engeller nedeniyle durma noktasına gelmiş durumda. Şehrin büyük bir bölümünde binlerce aile, hala savaşın izlerini taşıyan harabeler arasında ve temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Özellikle enerji ve temiz su gibi temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sıkıntılar, insani krizin boyutlarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Diplomatik kaynaklar, anlaşmanın kırılgan yapısına dikkat çekerek, ihlallerin bu hızla devam etmesi durumunda büyük ölçekli çatışmaların her an yeniden alevlenebileceği uyarısında bulunuyor. Filistinli taraflar, İsrail’in anlaşma şartlarını ihlal ederek zamana oynadığını ve uluslararası toplumun bu duruma karşı sessiz kaldığını vurguluyor. Kudüs’teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler ve yerleşim yerlerindeki kısıtlamalar da bölgedeki patlamaya hazır atmosferi besleyen ana unsurlar olmaya devam ediyor. Altıncı ayını geride bırakan bu süreç, bölgede adaletin ve güvenliğin tesisi için daha somut adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
