Kudüs’teki İslami Vakıflar Dairesi’nin açıklamasına göre, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, pazar günü özel kuvvetler ve polis eşliğinde Mescid-i Aksa’nın avlusuna girdi. Görgü tanıkları ve paylaşılan görüntülerde, Ben-Gvir’in Kubbetu’s Sahra yakınlarında şarkı söyleyip dans ederek Talmudik ayinler düzenlediği görüldü. Bu baskın, Ben-Gvir’in 2026 başından bu yana üçüncü, göreve geldiğinden bu yana ise 16. Aksa baskını olarak kayıtlara geçti. Kudüs Valiliği, bu eylemi “Mescid-i Aksa üzerinde yeni bir dini gerçeklik dayatma ve kutsal mekanı zamansal-mekansal olarak bölme girişimi” olarak nitelendirdi.
Mescid-i Aksa Kapalı, Provokasyon Açık
Baskının zamanlaması, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdı. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ve 40 gün süren savaşın ardından ilan edilen “olağanüstü hal” gerekçesiyle Aksa, uzun süredir Müslüman ibadetine kapalı tutuluyordu. Bu süreçte Müslümanların girişi engellenirken, Ben-Gvir ve beraberindeki radikal grupların dini bayram ve törenleri bahane ederek gerçekleştirdiği baskınlar sistematik bir ihlal olarak değerlendiriliyor. Baskın sırasında Aksa’nın temizlik sorumlusu Raid Zügayir de İsrail güçlerince gözaltına alındı.
Batı Şeria’da Operasyon ve Yıkım
Kudüs’te provokasyonlar sürerken, Batı Şeria’nın genelinde İsrail ordusunun operasyonları kanlı geçti. Nablus’un Eski Şehir bölgesine düzenlenen baskında 14 yaşındaki bir çocuk bacağından vurulurken, 39 yaşındaki bir adam ise başından şarapnel ile yaralandı. El Halil’in güneyindeki Zahiriye kasabasında da iki genç İsrail kurşunlarına hedef oldu. Toplamda 7 Filistinli yaralanırken, Beytüllahim, Eriha ve Nablus gibi kentlerde 18 kişi tutuklandı.
Kendi Evini Yıkmaya Zorladılar
Öte yandan, Kudüs’ün güneyindeki Silvan kasabasında bir dram daha yaşandı. Mahmut el-Tavil isimli Filistinli, 10 yıldır yaşadığı 120 metrekarelik evini, İsrail belediyesinin “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle verdiği yıkım kararı sonrası kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı. Eşi ve dört çocuğuyla birlikte evsiz kalan Tavil, yıkım masraflarını ödememek için bu acı kararı almak zorunda kaldığını ifade etti. Bölgedeki hak savunucuları, bu yıkımların Filistinlileri Kudüs’ten uzaklaştırma politikasının bir parçası olduğu konusunda uyarılarını yineliyor.
