Batı Şeria'da buğday hasadı yerleşimci gölgesinde savaşa döndü
İslam Dünyası

Batı Şeria’da buğday hasadı yerleşimci gölgesinde savaşa döndü

Filistinli çiftçi Macid Cebur, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentinin doğusunda yer alan Salim köyünün ovalarında biçerdöverinin motorunu çalıştırdığında, sadece buğday başaklarını toplamıyordu. Cebur, günlerce süren takip, engelleme ve bekleyişin ardından aslında bu topraklardaki var olma hakkını söke söke alıyordu.

Cebur, zorlu uğraşlar sonucunda hasat mevsimini tamamlamayı başardı; ancak bu başarı normal hava şartlarının veya sıradan bir tarım sezonunun sonucu değildi. İsrail işgal güçleri ve fanatik Yahudi yerleşimcilerin çıkardığı engeller, tarlalara giden yolları tehlikeli birer serüvene dönüştürürken, geleneksel buğday hasadını da Filistinli köylüler ile sömürgeci yerleşim projeleri arasında yeni bir cephe haline getirdi.

“قدس برس” (Kudüs Press) ajansına konuşan Cebur, bu yıl toprağa ulaşmanın onu ekmekten çok daha zor olduğunu belirterek, “Başakların olgunlaşması için aylarca bekledik, ardından yerleşimcilerin saldırı korkusu ve toprağımızdan sürülme endişesiyle tarlalara girebilmek için askeri izinlerin çıkmasını beklemek zorunda kaldık” dedi.

Sevinçten korkuya: Hasat mevsiminin değişen çehresi

Filistin kırsalında onlarca yıldır neşeyle ve aylarca süren emeğin meyvesini toplama coşkusuyla özdeşleşen buğday hasadı, bugün tamamen farklı bir anlam taşıyor. Hasat artık sadece zirai bir faaliyet olmaktan çıkıp, Filistinlilerin topraklarını insansızlaştırmayı hedefleyen politikalara karşı gösterdikleri direnişin ve bağlılığın yeni bir sınavına dönüştü.

Batı Şeria genelinde binlerce dönümlük alanı kaplayan buğday tarlaları, yüzlerce çiftçi ailesinin en önemli geçim kaynağını oluşturuyor. Sadece Nablus’un doğusundaki Salim, Deyr el-Hatab, Beyt Furik ve Beyt Decen gibi köylerde 3 bin dönümden fazla buğday ekili alan bulunuyor. Ancak bu sezon, bölgede kurulan yeni bir yasa dışı yerleşim birimi (hayvancılık odaklı stratejik karakol), çiftçilerin hareket alanını tamamen kısıtladı.

Salim Köy Meclisi Başkanı Adli İştiyye, çiftçilerin geçen yıla kadar topraklarına özgürce erişebildiğini, ancak bu yıl işgal yönetiminin tarlalara giriş için “ön koordinasyon” şartı getirdiğini ifade etti. İştiyye, gerekli izinlerin alınmasına rağmen askerlerin çiftçileri tarlalardan kovduğunu, ancak Filistin İrtibat Dairesi’nin devreye girmesiyle işin sürdürülebildiğini ve saat 16:00’da herkesin zorla sahadan çıkarıldığını aktardı. Baskılar bununla da sınırlı kalmadı; tarlada bırakılan buğday çuvalları yerleşimciler tarafından gasbedilirken, biçerdöverlerin anahtarlarına el konuldu.

Sencer ve El-Muğayir köylerinde günlük çatışmalar

Benzer saldırılar Ramallah’ın kuzeyindeki Sencer beldesinde de yaşanıyor. Çiftçi Faysal el-Gafiri, kış boyunca binbir emekle baktıkları tarlalara yazın ulaşmanın yerleşimci terörü nedeniyle adeta bir kumar haline geldiğini söylüyor. Yerleşimci grupların doğrudan fiziki saldırılarına maruz kaldıklarını belirten Gafiri, “Bu saldırılar istisna değil, günlük bir realite haline geldi. Ancak bu tehditler bizi toprağımızdan koparamayacak, çünkü bu topraklar bizim için sadece geçim kaynağı değil, varoluş sebebimizdir” dedi.

Ramallah’ın kuzeydoğusundaki El-Muğayir köyünde ise durum daha tehlikeli boyutlara ulaştı. Aktivist Naim el-Gassan, radikal yerleşimcilerin at sırtında tarlaları turlayarak çiftçileri taciz ettiğini ve son haftalarda geniş buğday arazilerini kasıtlı olarak ateşe verdiklerini bildirdi.

Kırsalı boşaltma stratejisi

  • Ekonomik Darbe: Stratejik mahsullerin hedef alınması, Filistin kırsalındaki temel gelir kaynaklarını yok etmeyi amaçlıyor.
  • Mülksüzleştirme: Çiftçiler saldırılarla bezdirilerek topraklarını terk etmeye zorlanıyor, böylece yasa dışı yerleşim yerlerinin genişletilmesi için zemin hazırlanıyor.
  • Sistematik Engelleme: Zeytin sezonunda uygulanan şiddet dalgası, şimdi de buğday hasadı döneminde koordineli bir şekilde yürütülüyor.

Filistinli çiftçiler, karşı karşıya kaldıkları tüm risklere ve yüksek bedellere rağmen, ekilen ve hasat edilen her bir dönüm toprağın, işgal ve ilhak projelerine karşı verilmiş en güçlü cevap olduğunun bilinciyle direnişlerini sürdürüyor.