İsrail siyasetindeki gelişmeler ve olası hükümet değişiklikleri tartışılmaya devam ederken, işgal altındaki Filistin topraklarında yürütülen sömürge politikalarının derinliği bir kez daha gözler önüne serildi.
İsrail işleri uzmanı Firas Yaği, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin geçici hükümetlerin ya da şahısların inisiyatifinde olmadığını, aksine tüm siyonist partiler tarafından benimsenen “stratejik bir devlet projesi” olduğunu vurguladı. Yaği, olası bir iktidar değişiminin yalnızca genişleme hızını etkileyebileceğini ancak işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik ana stratejiyi değiştirmeyeceğini belirtti.
Güvenlik ve ideoloji eksenli ittifak
Tüm siyonist partilerin yerleşim projelerine hem güvenlik hem de ideolojik açılardan yaklaştığını ifade eden Firas Yaği, İsrail hükümetleri arasındaki tek farkın uluslararası baskıları gözetme derecesi ve genişleme hızı olduğunu söyledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Batı Şeria’yı “İsrail toprağı” olarak gören radikal akımın en net örneği olduğunu belirten Yaği, bölgede kurulan yeni yerleşim yerleri ve karakolların arkasındaki ana itici gücün bu ideolojik körlük olduğunu aktardı. Ayrıca, 7 Ekim sonrasında İsrail toplumunun tamamen sağa kaydığına dikkat çekerek, gelecekte gerçek bir barış projesini veya bağımsız bir Filistin devletini savunacak bir hükümetin kurulma ihtimalinin neredeyse sıfıra indiğini ekledi.
Gelecek senaryoları karanlık
Mevcut politikaların Batı Şeria’yı coğrafi olarak tamamen izole etmeyi amaçladığını belirten uzmanlar, özellikle “C Bölgesi” olarak sınıflandırılan alanlarda tarımsal, endüstriyel ve hayvancılık maskesi altında yürütülen faaliyetlerin toprak gaspı için kullanıldığı uyarısında bulunuyor. Askeri kapatma emirleri ve “yeşil alan” ilanları, Filistin topraklarını yutmanın yasal kılıfı haline getirilmiş durumda.
Günlük yaşamın tamamen tahakküm altına alınması
İşgal rejiminin sadece toprak gasbıyla yetinmediğini ifade eden Yaği, sık sık düzenlenen askeri baskınlar ve yerel halkın günlük hayatına yapılan müdahalelerle “kademeli bir ilhak” sürecinin işletildiğini belirtti. Ancak artan yerleşimci şiddeti ve genişleyen baskı mekanizmasının yakın gelecekte Batı Şeria’da büyük bir patlamaya yol açabileceği de öngörülüyor.
Bütçeden yerleşimcilere milyonlarca şikel aktarılıyor
İsrail medyasında yer alan bilgilere göre Smotrich, mevcut hükümetin görev süresi bitmeden önce yerleşimcilere yüz milyonlarca şikel tutarında yeni mali kaynak aktarmaya hazırlanıyor. Üstelik bu bütçelerin gelecekte kurulacak hükümetleri de bağlayacak şekilde kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor.
Plan doğrultusunda, “Yahudi Kimliği” programına 2028 yılına kadar uzanacak şekilde 200 milyon şikel ek ödenek sağlanması planlanıyor. Bu miktar, Başbakanlık ofisine bağlı Yahudi Kimliği Müdürlüğü’ne tahsis edilen 82 milyon şikel ve “Yahudi Kültürü” birimine ayrılan 60 milyon şikele ek olarak aktarılacak.
Bölgesel dengeler ve diplomasi trafiği
Bölgesel gelişmelere de değinen uzmanlar, İsrail’in Lübnan sınırında tampon bölgeler oluşturma ve askeri hareket serbestisi sağlama yönündeki güvenlik yaklaşımlarının kalıcı bir istikrar getirmeyeceğini, aksine çatışma ihtimallerini sürekli canlı tutacağını savunuyor.
Öte yandan, ABD ve İran arasında yürütülen diplomatik temasların ve tfahemlerin Gazze ve Lübnan dahil olmak üzere birçok cephede sakinleşmeye yol açabileceği tahmin ediliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iç siyasi çıkarları ve yaklaşan seçimler nedeniyle savaşı uzatma çabalarına rağmen, bölgesel ve uluslararası baskıların diplomatik bir çözümü zorunlu kılması bekleniyor.
