İsrail ordusunun sınır ötesi operasyonlarla ve pusu faaliyetleriyle Suriye’nin güneyinden kaçırdığı Suriye vatandaşlarının, İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı ağır hak ihlalleri ve hukuki belirsizlikler gün yüzüne çıkıyor. Esirlerin ailelerinden ve serbest bırakılan tanıklardan elde edilen eş zamanlı insani şehadetler, esir tutulan Suriyelilerin hiçbir yasal dayanak olmaksızın, aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmeden bilinmeyen zindanlarda tutulduğunu gösteriyor.
Aylar süren arayışın ardından Ofer Cezaevi’nde bulundu
Suriye’nin Şam kırsalındaki Kanaker kasabasına 29 Temmuz 2025 tarihinde düzenlenen İsrail baskını sırasında aniden ortadan kaybolan 17 yaşındaki Şadi Zine’nin ailesi, aylarca çocuklarından bir haber alamadı. Anne Semer Deribi, oğlunun izini bulabilmek için serbest bırakılan Filistinli esirlerin dahil olduğu sosyal medya gruplarına katılarak Şadi’nin fotoğraflarını yüzlerce kişiye gönderdi.
Uzun uğraşlar neticesinde, Ofer Cezaevi’nden yeni tahliye olan Filistinli esir Vail Abdürrabbi, fotoğraftaki gencin Şadi olduğunu teşhis etti. Gencin ailesiyle irtibata geçen Abdürrabbi, Ofer Cezaevi’nde Şadi de dahil olmak üzere en az 5 Suriyeli esirle aynı koğuşu paylaştığını, bu kişilerin Filistinli esirlerle aynı sistematik baskı ve işkenceye maruz kaldığını bildirdi. Suriyeli esirlerin avukat hakkından mahrum bırakıldığını belirten eski mahkum, “Hangi suçlamayla karşı karşıya olduklarını dahi bilmeden tamamen yönlerini kaybetmiş durumdaydılar” ifadelerini kullandı. Ailenin Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve İsrailli insan hakları örgütü HaMoked üzerinden yaptığı başvurular da Şadi’nin esaret altında olduğunu tescilledi.
Çocuk koğuşundan yetişkin hücrelerine: Hasan Ahmed’in hikayesi
Bir diğer çarpıcı vaka ise yaklaşık 23 ay önce Şam kırsalında ailesine ait çiftlikte büyükbaş hayvan otlatırken İsrail komandoları tarafından kaçırılan Hasan Ahmed oldu. Kaçırıldığında 17 yaşında olan Hasan’ın izini Şam’daki Kızılhaç ofisi ve HaMoked aracılığıyla süren ailesi, çocuklarının ilk olarak Ofer Cezaevi’nin çocuk (eşbal) kısmında tutulduğunu öğrendi. Hasan’ın 18 yaşına basmasıyla birlikte apar topar yetişkin koğuşlarına, ardından da çölün ortasındaki Nefha Cezaevi’ne sevk edildiği, serbest kalan esirlerin şehadetleriyle ortaya çıktı.
“Sde Teiman tam bir kâbus kamptı”
İsrail zindanlarında 7 ay geçirdikten sonra serbest bırakılan ve güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmasını istemeyen Suriyeli bir esir, yaşadığı deneyimi “tam bir kâbus” olarak nitelendirdi. Kaçırıldıktan haftalar sonra, normal şartlarda Gazze Şeridi’nden esir alınan kişilerin toplandığı Beerşeba (Bi’ru’s-Seb’a) yakınlarındaki askeri “Sde Teiman” kampında tutulduğunu anlayan Suriyeli esir, sahada yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
“Hakkımda hiçbir suçlama yöneltilmeden ve mahkemeye çıkarılmadan Sde Teiman’da 4 ay geçirdim. Sürekli fiziksel ve psikolojik işkence altındaydık. Acımasız darbeler, saatlerce ters kelepçeyle askıda tutulma (şebih), tek kişilik hücre tecritleri ve her koğuş değişiminde yapılan aşağılayıcı aramalar günlük rutinin bir parçasıydı.”
Daha sonra Ofer Cezaevi’ne nakledildiğini belirten eski esir, burada günlerce süren uykusuz bırakma seanslarına maruz kaldığını, her gün 5 ila 6 saat boyunca kesintisiz sorgulandığını ifade etti.
Sınır hattında onlarca sivil pusuya düşürülerek kaçırıldı
Yerel kaynaklar ve insan hakları aktivistleri, Suriye’nin güneyinde, özellikle Yermük Havzası köylerinde ve ateşkes hattına (tahdit çizgisi) yakın bölgelerde sivillerin kaçırılmasının münferit olaylar olmadığını vurguluyor. Son aylarda tarım arazilerinde, iş yerlerinde veya seyahat esnasında İsrail pusularına düşürülerek alıkonulan onlarca Suriyeli sivilin bulunduğu aktarılıyor. Bu kişilerin bir kısmı haftalar veya aylar sonra hiçbir yasal prosedür işletilmeden sınırda serbest bırakılırken, önemli bir kısmının akıbeti ve nerede tutulduğu gizemini koruyor.
Dosya İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşınıyor
Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti kaynakları, Suriyeli esirlerin durumunu yakından takip ettiklerini ancak İsrail Cezaevleri Hizmetleri’nin (ŞABAŞ) tüm doğrudan ve dolaylı hukuki ziyaret taleplerini bugüne kadar istisnasız reddettiğini açıkladı.
Heyet yetkilileri, konunun uluslararası hukukun ötesinde insani bir kriz olduğunu belirterek, engellemeleri aşmak ve Suriyeli esirlerin tutulduğu yerler ile hukuki durumlarını resmiyete kavuşturmak adına önümüzdeki günlerde İsrail Yüksek Mahkemesi’ne (Adalet Yüksek Mahkemesi) başvuruda bulunmaya hazırlandıklarını duyurdu.
