Gazze’de yeni bir cephe: Bombardıman bitti, şimdi de haşereler ve farelerle mücadele
İslam Dünyası

Gazze’de yeni bir cephe: Bombardıman bitti, şimdi de haşereler ve farelerle mücadele

Çadır kentlerdeki günlük sohbetlerin ana gündem maddesi artık gıdadan ziyade “fareler”, “pireler” ve adı konulamayan ısırıklar haline geldi.

Çadır kentlerde “görünmez” bir düşman

Yüz binlerce insanın sığındığı, temel altyapıdan yoksun çadır kentler, aşırı sıcaklarla birlikte tam bir biyolojik felaket alanına dönüştü. Mavaşi ve Han Yunus bölgelerindeki mülteciler, durumu şu sözlerle özetliyor:

  • Sessiz işkence: Özellikle geceleri ortaya çıkan, çıplak gözle görülmesi zor ama bıraktığı izler acı veren “ısırıcı” (karis) türü böcekler, çocukların uyumasına izin vermiyor.
  • Geceleri fare nöbeti: Bera Kullab adlı genç, gündüzleri farelerin görüldüğünü, geceleri ise bu kemirgenlerin uyuyan insanların etrafında dolaştığını anlatarak, “Gecemiz haşerelerle savaşla, fare korkusuyla geçiyor” diyor.

Yıkım, moloz ve kanalizasyon: Haşerelerin “yuvası”

Uzmanlara göre bu felaketin üç ana sebebi var:

  1. Moloz yığınları: Yıkılan binaların enkazı, altında kalan organik atıklar ve eşyalar nedeniyle haşereler için ideal bir üreme alanına dönüştü.
  2. Açık kanalizasyon: Alt yapının tamamen yok olmasıyla sokaklara taşan atık sular, salgın hastalık taşıyan sinek ve böceklerin çoğalmasına zemin hazırlıyor.
  3. Temizlik imkansızlığı: Atık yönetimi çöktüğü için biriken çöpler, kemirgenlerin ana besin kaynağı haline geldi.

“Ölümcül” çözümsüzlük

Belediyelerin sınırlı ilaçlama çabaları, köklü altyapı çözümleri (kanalizasyonun onarımı ve molozların temizlenmesi) olmadığı için yetersiz kalıyor. Daha da kötüsü, ev ortamında kullanılmaya çalışılan fare zehirleri, çocuklar için ölümcül bir risk oluşturuyor. Yakın zamanda Yasir Ali el-Hıyye adlı küçük bir çocuğun, şekerlemeye benzettiği fare zehrini yutarak hayatını kaybetmesi, sahadaki çaresizliğin trajik bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.

Gazze’deki bu tablo, İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonların sadece bombalarla değil, sivil halkı en temel hijyen ve sağlık koşullarından mahrum bırakarak da devam ettiğini gösteriyor. Binlerce insan, İsrail ablukası altında her gün yeni bir sağlık tehdidiyle yüzleşirken, uluslararası toplumun insani yardımları ise “hijyen ve altyapı” ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak.