İsrail’in Gazze’deki yeni infaz aracı “askeri vinçler”
İslam Dünyası

İsrail’in Gazze’deki yeni infaz aracı “askeri vinçler”

Gazze’nin doğu kesimlerinde 23 farklı noktaya yerleştirilen bu askeri vinçler, gelişmiş gözlem kameraları ve uzaktan yönetilen makinalı tüfeklerle donatılmış durumda. Sadece bölgeyi izlemekle kalmayan bu yapılar, sahil şeridine kadar uzanan geniş bir alanda sivilleri, tarım arazilerini ve yerleşim yerlerini hedef alan “yüksek birer infaz platformu” işlevi görüyor.

Uzmanlardan “etnik temizlik” uyarısı

Filistin İnsan Hakları Merkezi Müdürü avukat Raci el-Surani, bu sistemi sistematik bir “ölüm ve korku mühendisliği” olarak nitelendiriyor:

  • Zorla yerinden etme: Evlerin ve sivil altyapının bombalanmasıyla birleştirilen bu yöntem, halkı sürekli göçe zorlayarak bölgenin yerli Filistinli nüfustan tamamen boşaltılmasını amaçlıyor.
  • Hukuksuzluk: Vinçlerden sivillere ve çadırlara ateş açılması, uluslararası insancıl hukukun “ayrım gözetme” ve “orantılılık” ilkelerinin açık bir ihlalidir.

“Korku coğrafyası” inşa ediliyor

Siyasi analist Muhammed Mustafa Şahin ise bu durumu, “teknolojik sömürgecilik” olarak tanımlıyor. Şahin’e göre, vinçler ve oluşturulan “Sarı Bölge”, İsrail’in Gazze’yi sadece işgal etmekle kalmayıp, onu Filistinliler için yaşanmaz, ölümcül bir “korku coğrafyasına” dönüştürme çabasının bir parçası. Filistinlilerin en mahrem alanları olan çadırları ve evleri bile bu vinçlerin namluları altındayken, bölge “uzaktan ateşle yönetilen bir hapishaneye” dönüştürülüyor.

Uluslararası topluma acil çağrı

İnsan hakları örgütleri, bu teknolojinin doğrudan sivillere karşı bir silah olarak kullanılmasına karşı uluslararası toplumun sessizliğini sert bir dille eleştiriyor. Gazze’deki sivil halkın korunması için:

  1. Derhal uluslararası koruma mekanizmalarının devreye sokulması,
  2. Sivil alanların doğrudan hedef alınmasına karşı hukuki süreçlerin işletilmesi,
  3. Sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanması için baskı oluşturulması isteniyor.

Gazze’deki bu “teknolojik terör”, sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda bölgedeki sivil hayatın tüm izlerinin silinmesine yönelik planlı bir girişimin sembolü haline gelmiş durumda.