Filistin Esir Araştırmaları Merkezi, İsrail’in “idari tutukluluk” politikasını sistematik bir cezalandırma aracına dönüştürdüğünü duyurdu. Merkezin verilerine göre, 7 Ekim 2023 öncesinde bin 300 civarında olan idari tutuklu sayısı, bugün itibarıyla 3 bin 400’ü aşarak toplam esir nüfusunun %35’ine ulaşmış durumda. Bu oran, Filistin esir tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir seviyeyi temsil ediyor.
“İdari Tutukluluk” Bir Cezalandırma Aracı
Merkez müdürü Riyad el-Eşkar, İsrail’in bu politikayı özellikle aktivistler, kanaat önderleri ve daha önce serbest bırakılan eski mahkûmlar üzerinde “kolektif cezalandırma” yöntemi olarak kullandığını belirtti. Hiçbir yasal suçlama veya mahkeme kararı olmaksızın uygulanan bu sistemde:
- Çocuklar ve Kadınlar Hedefte: Halihazırda 19 kadın ve 90 çocuk, herhangi bir suçlama olmaksızın idari tutuklu olarak cezaevlerinde tutuluyor.
- Gizli Dosya Uygulaması: Şin-Bet (İsrail İç İstihbarat Servisi) tarafından hazırlanan ve avukatların dahi erişemediği “gizli dosyalar”, mahkemelerin tutukluluk sürelerini uzatması için yeterli görülüyor.
- Yargı Sistemi İşlevsiz: Askeri mahkemelerin, yapılan itirazların %99’unu reddetmesi, sürecin tamamen idari ve siyasi bir karar mekanizmasına dönüştüğünü kanıtlıyor.
Uluslararası Hukuk İhlal Ediliyor
İsrail’in bu uygulamaları, suçlamaların netleştirilmesi ve tutukluluk için makul bir zaman sınırı konulmasını öngören uluslararası hukuk standartlarını açıkça ihlal ediyor. Araştırmacılar, bu yöntemin Filistinli bireylerin hayatından yıllar çalan, kanunsuz ve belirsiz bir süreç olduğunu vurgulayarak, uluslararası toplumu bu “hukuki kara deliğe” karşı acil müdahalede bulunmaya çağırıyor.
