Güney Afrika’nın en büyük şehri Johannesburg, geçtiğimiz çarşamba günü 2008’deki büyük şiddet dalgasından bu yana görülen en sert göçmen karşıtı gösterilere sahne oldu. “March and March” hareketinin öncülüğünde toplanan yüzlerce kişi, ülkede yasal belgeleri bulunmayan yabancıların derhal sınır dışı edilmesini talep etti. Eski Johannesburg Belediye Başkanı Herman Mashaba liderliğindeki ActionSA, IFP ve eski Devlet Başkanı Jacob Zuma’nın MK Partisi gibi siyasi oluşumların gösterilere katılımı, sosyal bir talebin yerel seçimler öncesinde stratejik bir siyasi hamleye dönüştüğünü tescilledi.
Siyasi partiler arasında göçmen yarışı
Nisan ortasından bu yana Durban ve Tshwane gibi şehirlerde düzenlenen yürüyüşlerde vize kontrollerinin sıkılaştırılması, sığınmacı politikalarının gözden geçirilmesi ve kaçak işçi çalıştıran iş yerlerinin cezalandırılması isteniyor. ActionSA lideri Mashaba, kaçak göçün “ülkenin ruhunu yok ettiğini” savunarak mevcut Ulusal Birlik Hükümeti’ni vizyonsuzlukla suçladı. Öte yandan, yerel basın bu söylemlerin yasal ve yasal olmayan göçmen arasındaki farkı kasıtlı olarak sildiğine ve yabancı düşmanlığını körüklediğine dikkat çekiyor.
Ekonomik kriz ve şiddet sarmalı
Güney Afrika’da göçmen karşıtı dalganın temelinde derin bir ekonomik kriz yatıyor. Dünya Bankası verilerine göre ülkede işsizlik oranı %32’yi aşmış durumda ve halkın %55’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Zimbabve, Mozambik ve Malavi gibi ülkelerden gelen milyonlarca göçmen, kısıtlı kaynaklar için rakip olarak görülüyor. Johannesburg’da son haftalarda en az dört göçmenin cinayete kurban gitmesi ve göstericilerin merkezi iş bölgesindeki yabancı dükkanlarını zorla kapattırması, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Ramaphosa yönetimi baskı altında
Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, göç baskısının Afrikalı kardeşlerine karşı nefrete dönüşmemesi uyarısında bulunsa da savunma pozisyonunda kalıyor. Hükümet, kontrolü sağlamak adına 10 bin yeni iş müfettişi görevlendirme sözü verdi. Yarın için ilan edilen “ulusal kapanma” çağrısı ise ülkenin “Gökkuşağı Ulusu” kimliğinin bir kez daha test edileceği büyük bir sınav niteliği taşıyor. Uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler (BM), yabancı uyruklulara yönelik tehditlerden duydukları derin endişeyi dile getirerek hukukun üstünlüğü çağrısında bulunuyor.
