Güney Lübnan'da zorunlu bekleyiş: Dönüşler askıda
İslam Dünyası

Güney Lübnan’da zorunlu bekleyiş: Dönüşler askıda

Güney Lübnan’da İsrail ile sağlanan ateşkes, bölge halkı için beklenen kesin dönüşü henüz müjdeleyemedi. Yıkılan evler ve hayalet kasabaya dönen yerleşim yerleri, on binlerce insanı güvenli sığınaklar ile harabeye dönmüş anıları arasında bir yol ayrımına itiyor. Özellikle sınır hattındaki köylerde yaşamın tamamen durması, geçici çözüm olarak görülen merkezleri yeniden tek seçenek haline getirdi.

Harabeler ve hayal kırıklığı

Şakra ve Ayta el-Şaab gibi çatışmaların merkezindeki köylere giden aileler, evlerini kullanılamaz halde buluyor. Bazı bölgelerin hâlâ “sarı hat” (askeri kısıtlı bölge) kapsamında tutulması, ulaşımı ve temel hizmetlerin ulaştırılmasını imkansız kılıyor. Birçok Lübnanlı, çocuklarının güvenliği ve asgari yaşam koşulları için Sayda’daki okullara ve sığınma merkezlerine geri çekilmek zorunda kalıyor.

Sayda’da göç trafiği: Gidenler geri dönüyor

Güney Lübnan’ın lojistik merkezi konumundaki Sayda’da, göç verileri sahadaki belirsizliği özetliyor:

  • Ateşkes Öncesi: Şehirdeki 27 sığınma merkezinde 13 bin 500 kişi barınıyordu.
  • İlk Günler: Ateşkesle birlikte bu sayı 1.500’e kadar düştü.
  • Mevcut Durum: Köylerindeki yıkımı görenlerin geri dönmesiyle sayı yeniden 9 bin 400’e yükseldi.

Eğitim ve barınma krizi

Bölgedeki insani kriz, sadece barınma ile sınırlı değil. Lübnan genelinde okulların yeniden açılma planı, sığınma merkezi olarak kullanılan okul binalarının boşaltılmasını gerektiriyor. Bu durum, evi yıkılan binlerce ailenin nereye yerleştirileceği konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor. Yerel yönetimler, kısıtlı imkanlarla gıda ve tıbbi destek sağlamaya çalışırken, uluslararası yardım kuruluşlarının kalıcı barınma çözümleri için devreye girmesi bekleniyor.

ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkes, her ne kadar askeri hareketliliği yavaşlatsa da, sık sık yaşanan ihlaller halkın geleceğe dair güvenini sarsıyor. Güney Lübnan halkı için “normalleşme”, şimdilik sadece yıkıntılar arasında geçirilmiş huzursuz geceler ve belirsiz bir bekleyişten ibaret kalıyor.