Washington-Tahran hattında kriz: Masada hangi seçenekler var?
Dünya

Washington-Tahran hattında kriz: Masada hangi seçenekler var?

ABD ile İran arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ancak somut bir ilerleme sağlanamayan barış müzakereleri, bölgeyi kritik bir yol ayrımına getirdi. Tarafların karşılıklı hamleleri, mevcut durumun kalıcı bir barıştan ziyade “stratejik bir zorlama” evresi olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, görüşmelerin tamamen çökmesi durumunda sahanın üç ana istikamette şekillenebileceğini öngörüyor.

Birinci senaryo: Sınırlı ve zamana yayılmış savaş

En güçlü ihtimal olarak görülen bu senaryoda, topyekûn bir kara işgali yerine kontrolü tırmandırma politikası öne çıkıyor. ABD ve müttefiklerinin seçilmiş askeri noktaları hedef alması, buna karşılık İran’ın Hürmüz Boğazı ve vekil güçleri üzerinden asimetrik yanıtlar vermesi bekleniyor. Bu model, doğrudan bir patlamayı önlese de bölgeyi sürdürülebilir bir yıpratma savaşına ve ekonomik belirsizliğe hapsediyor.

İkinci senaryo: Topyekûn çatışma ve enerji krizi

Müzakerelerin başarısız ilan edilmesi ve İran’ın beklenmedik derecede ağır bir yanıt vermesi durumunda “topyekûn savaş” ihtimali masaya geliyor. Bu süreçte sadece askeri tesisler değil; enerji santralleri, su tesisleri ve ulaşım ağları da hedef kapsamına girebilir. Böyle bir gelişme, küresel petrol fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına ve Körfez ülkelerinin doğrudan ateş hattına girmesine neden olabilir.

Üçüncü senaryo: Zoraki diplomasi

Görüşmelerin çökmesinin bir kopuş değil, yeni bir baskı aracı olarak kullanılmasına dayanan bu senaryoda, taraflar “ateş altında müzakere” yöntemine dönüyor. Bu ihtimalde, geçici ateşkeslerin uzatılması ve tavizler karşılığında yaptırımların kısmi olarak esnetilmesi gibi adım adım ilerleyen bir süreç öngörülüyor.

Geçmişin dersleri: Irak ve Afganistan

Washington’un güncel tavrı incelendiğinde, ABD’nin 2003 Irak ve 2001 Afganistan müdahalelerinden önemli dersler çıkardığı görülüyor. Irak tecrübesi, sınırlı bir hedefle başlayan operasyonun nasıl maliyetli bir işgale dönüşebileceğini gösterirken; Afganistan süreci ise askeri güçle elde edilemeyen sonuçların 20 yıl sonra yine diplomasi masasına döndüğünü kanıtladı.

Ancak uzmanlar, 2026 İran’ının coğrafi büyüklüğü, gelişmiş füze kapasitesi ve küresel enerji ticaretindeki %20’lik kontrol gücü nedeniyle önceki örneklerden çok daha karmaşık ve tehlikeli bir rakip olduğunun altını çiziyor.