Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya ve Cibaliye bölgelerinde yaşayan siviller için savaş, kağıt üzerindeki anlaşmalara rağmen sona ermiş değil. Özellikle İsrail ordusunun çekildiği ancak “Sarı Hat” (Yellow Line) olarak adlandırdığı tampon bölgenin derinliğini artırması, çadırlarda hayatta kalmaya çalışan binlerce aileyi her akşam keskin nişancı ateşiyle yüz yüze bırakıyor.
Bir kurşunla kararan hayaller
Beyt Lahya’da evinin enkazı üzerine kurduğu çadırına dönerken bir keskin nişancı tarafından vurulan 17 yaşındaki tıp fakültesi adayı Maram Mukat, omuriliğine isabet eden kurşun nedeniyle felç kaldı. Genç kızın doktor olma hayalleri, “güvenli bölge” ilan edilen noktada gelen bir mermiyle son buldu. Ailesi, Maram’ın tedavisi için yurt dışına tahliye edilmesini bekliyor.
Gece baskınları ve dron tacizi
Cibaliye’deki Halave Kampı’nda yaşayan 65 yaşındaki Fethi Mehra, yatsı namazının ardından çadırında dinlenirken vuruldu. Mehra, Sarı Hat’tan bir kilometre uzakta olmasına rağmen hedef alındığını belirterek, kamp sakinlerinin her akşam aynı korkuyu yaşadığını dile getirdi. Bölge halkı, hava karardıktan sonra başlayan rastgele ateş ve alçaktan uçan dronların saldırıları nedeniyle saatlerce çadır zeminlerine uzanarak korunmaya çalışıyor.
Verilerle ateşkes ihlalleri
Gazze’deki resmi makamların raporuna göre, 10 Ekim’den bu yana İsrail ordusu tarafından toplam 2 bin 451 saha ihlali gerçekleştirildi. Günlük ortalama 13,1 ihlale tekabül eden bu saldırılarda; 773 Filistinli hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi yaralandı.
Sarı Hat: Toprak gaspı ve ölüm tuzağı
Ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak belirlenen Sarı Hat, başlangıçta İsrail birliklerinin çekildiği bir sınırı temsil ediyordu. Ancak İsrail ordusunun bu hattı yerleşim yerlerinin içine doğru 300 metre daha kaydırması, Gazze’nin yaklaşık %58’ini tehlikeli bölge sınıfına soktu. Beton bloklarla işaretlenen bu hat, sadece bir sınır değil; Filistinlilerin tarım arazilerine ve yıkılan evlerine erişimini engelleyen bir ölüm koridoru niteliği taşıyor.
