"Sonsuz savaşları bitirme" vaadiyle Beyaz Saray'a dönen Donald Trump, ikinci döneminin ilk yılını geride bırakırken, dünya "Güç Yoluyla Barış" doktrininin aslında "kaba kuvvet ve şantaj" olduğunu acı bir şekilde tecrübe etti. ABD Başkanı, müttefik ya da düşman ayırt etmeksizin tüm dünyayı ticari bir şirket gibi yönetmeye çalıştı, uymayanı ise askeri sopayla hizaya getirdi.
Diplomasi Değil, Şantaj Masası
Trump'ın "Önce Amerika" siyaseti, küresel bir haraç düzenine dönüştü. Hem Çin gibi rakiplerine hem de Avrupa gibi müttefiklerine gümrük vergisi sopasını gösteren Trump, Grönland'ı satın alma hayali için bile Avrupa'yı tehdit etmekten çekinmedi. Diplomatlar, Trump'ın dış politikayı "nükleer pazarlık" usulüyle yönettiğini belirtiyor.
İran'a Bomba, Venezuela'ya Darbe
Trump'ın "savaş karşıtı" maskesi, geçtiğimiz Haziran ayında İran'ın nükleer tesislerine düzenlediği hava saldırısıyla düştü. Hızını alamayan ABD Başkanı, "uyuşturucuyla mücadele" bahanesiyle Venezuela'da darbe tezgahlayarak seçilmiş Cumhurbaşkanı Maduro'yu devirdi. Uzmanlar, Trump'ın askeri gücü müzakere masasında elini güçlendirmek için pervasızca kullandığını vurguluyor.
İçeride 'Faşizm' Rüzgarı
Trump'ın zorbalığı sadece dışarıda değil, ABD içinde de hissedildi. "Hükümeti kapatma" rekoru kıran (43 gün) Trump, aldığı kararnamelerle 2.5 milyon göçmeni sınır dışı etti. Amerikan sokaklarına Ulusal Muhafızları indiren Trump, ülkede daha önce görülmemiş bir baskı rejimi kurdu.




