Eski İngiliz Ordusu subayı ve Muhafazakar Parti eski milletvekili Tobias Ellwood, Telegraph gazetesi için kaleme aldığı makalede, ABD’nin Donald Trump yönetiminde başlattığı İran harekatının olası sonlarını analiz etti. Ellwood, askeri güçle kapıların açılabileceğini ancak bu kapıdan girildiğinde neyle karşılaşılacağını belirleyen unsurun "siyasi vizyon" olduğunu hatırlattı.
İran İçin Masadaki Üç Senaryo
Ellwood, savaşın gidişatına dair üç farklı senaryoyu şu şekilde sıralıyor:
-
Venezuela Modeli (En Güçlü İhtimal): Ağır darbeler alan rejimin, arka kapı diplomasisiyle masaya oturması. Bu senaryoda rejim varlığını sürdürürken, nükleer hedeflerinden ve vekil güç (Hizbullah, Husiler vb.) faaliyetlerinden büyük ölçüde feragat etmek zorunda kalır.
-
Rejimin Çöküşü ve İç Savaş: Komuta yapısının dağılmasıyla ülkenin bir iç savaşa sürüklenmesi. Bu durumda Devrim Muhafızları'nın dini otoriteden sıyrılarak "askeri diktatörlük" formunda gücü tamamen ele geçirmesi riski bulunuyor.
-
Yönetilen Geçiş (En Düşük İhtimal): Ordunun kışlasında kaldığı, uluslararası destekle geçici bir hükümetin kurulduğu ve ekonomik imarın başladığı demokratik bir dönüşüm. Ellwood, bunun en ideal ancak Trump yönetiminin diplomatik sabrı göz önüne alındığında "en zor" senaryo olduğunu savunuyor.
İngiltere'nin Rolü ve "Dürüst Dost" Tavrı
Yazar, İngiltere’nin sadece alkış tutan bir müttefik olmaması gerektiğini, Afganistan ve Irak’ta yapılan hataların tekrarlanmaması için Washington’a "dürüstlük" borçlu olduğunu vurguladı. Ellwood’a göre Londra; Körfez ülkeleriyle olan tarihi bağları ve bölge tecrübesiyle tarafları bir araya getirme kapasitesine sahip tek aktör.
Nobel mi, Stratejik Bataklık mı?
Makalenin can alıcı noktası ise Trump’ın mirasıyla ilgili: Eğer Batı, bu harekatın sonunda Orta Doğu’yu bir nesil boyunca değiştirecek siyasi bir istikrar sağlayabilirse, Trump Nobel Barış Ödülü'ne giden yolu açabilir. Ancak net bir siyasi planın yokluğu, askeri zaferi uzun vadeli bir stratejik yenilgiye dönüştürebilir.




