Suriye'de aylardır süren gerilim ve Şam yönetiminin kuzeydeki ilerleyişi, terör örgütü PKK/YPG'yi (SDG) köşeye sıkıştırdı. 30 Ocak itibarıyla imzalanan anlaşma, ülkenin kağıt üzerinde "bölünmez bütünlüğünü" teyit etse de, içeriğindeki askeri maddeler büyük bir tehlikeye işaret ediyor. ABD Temsilcisi Tom Barrack'ın Erbil'de terör elebaşlarıyla yaptığı şaibeli görüşmelerin ardından gelen mutabakat, örgütü tasfiye etmek yerine "yasal" bir kılıfa sokmayı hedefliyor.

Teröristlere "resmi" kamuflaj

Yemen'de çözümün önündeki engeller neden aşılamıyor?
Yemen'de çözümün önündeki engeller neden aşılamıyor?
İçeriği Görüntüle

Daha önceki görüşmelerde örgüt üyelerinin "bireysel" olarak orduya katılmasını şart koşan Şam yönetimi, bu kez geri adım atarak tehlikeli bir taviz verdi. Anlaşmaya göre, terör örgütü bünyesinden 3 tugaylık bir "tümen" oluşturulacak ve Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinde Halep'e bağlı ayrı bir tugay kurulacak. Bu madde, terör yapısının ordu içinde "blok" halinde varlığını koruması anlamına geliyor.

DAİŞ şantajı sona erdi

Anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri, Batı'nın yıllardır kullandığı "DAİŞ'li tutuklular" kozunun Şam'ın eline geçmesi oldu. Terör örgütünün elindeki kampların ve hapishanelerin hukuki ve güvenlik sorumluluğu tamamen Suriye devletine devredilecek. Ayrıca Suriye güvenlik güçleri, Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girerek asayişi devralacak.

Masadaki ABD gölgesi ve gizlenen detaylar

Anlaşmada sınır kapılarının kontrolüne dair tek bir kelime edilmemesi ve entegrasyon için net bir takvim belirlenmemesi, sürecin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, ABD'nin bu anlaşmayla "sahadaki kara gücünü" Suriye ordusu içine gizleyerek korumaya çalıştığını ve sınır kapıları konusunu bilinçli olarak "muğlak" bıraktığını belirtiyor.

Islamist Agenda