Trump, İran ile savaşın başladığı Mart 2026’da müttefiklerine net bir ültimatom verdi: “Ukrayna’da size yardım ettik, şimdi Hürmüz Boğazı’nı açmak için siz bize yardım edecek misiniz?” Bu yaklaşım, NATO’nun 5. Maddesi’ndeki (Birimiz hepimiz için) karşılıklı savunma ilkesini bir “ticari alışverişe” dönüştürüyor. Trump yönetimi, ittifakı küresel bir güvenlik örgütü olarak değil, sadece Amerikan önceliklerine hizmet ettiği sürece varlığını sürdüren geçici bir araç olarak tanımlıyor.
Hukuki Savaş: Başkan NATO’dan Tek Başına Çıkabilir mi?
27 Şubat 2026’da yayımlanan Kongre raporu, ABD içindeki derin anayasal krizi gözler önüne seriyor. ABD Anayasası’nın 2. Maddesi bir antlaşmanın nasıl yapılacağını (Senato onayıyla) yazsa da, nasıl bitirileceğine dair bir boşluk bırakıyor.
| Tarih/Olay | Durum |
| 1979 (Goldwater – Carter) | Başkan Carter, Tayvan ile savunma anlaşmasını tek taraflı bitirdi; Mahkeme bunun “siyasi bir mesele” olduğuna hükmetti. |
| 2023 Yasası (1250A) | Kongre, Başkan’ın NATO’dan çıkmasını Senato’nun 2/3 çoğunluğuna veya yeni bir yasaya bağladı. |
| 2026 Gerilimi | Trump yönetimi, 2020 Adalet Bakanlığı görüşüne dayanarak, dış ilişkilerin “Başkan’ın özel yetkisi” olduğunu savunuyor. |
Yüzde 5 Kuralı ve “Şekli Uyumluluk”
Trump, 2017’de Angela Merkel’den 374 milyar dolar “geçmiş dönem borcu” istemişti. 2025 Lahey Zirvesi’nde müttefikler savunma harcamalarını GSYİH’nin %5’ine çıkarmayı kabul etse de, İtalya örneğinde görüldüğü gibi bu artışlar genellikle kağıt üzerinde kalıyor:
-
İtalya Örneği: 45 milyar euro savunma bütçesi açıklandı ancak gerçek harcama 31 milyar euroda kaldı; geri kalan kısım diğer bakanlık harcamalarının “savunma” olarak etiketlenmesiyle sağlandı.
Sonuç: Anlamını Yitiren İttifak
Eski Genel Sekreter Stoltenberg’in 2025 hatıratında uyardığı gibi: “NATO’nun resmen dağılması gerekmiyor; anlamını yitirmesi yeterli.” Eğer bir ABD Başkanı, müttefiklerini savunmayacağını ilan ederse, 5. Madde’nin yazılı olduğu kağıt gerçekten de bir “kağıttan kaplana” dönüşür.
Trump’ın çekilme tehdidi, sadece Avrupa’dan asker çekmek değil, ABD’nin 1945 sonrası kurduğu küresel güvenlik mimarisini “kârsız bir işletme” olarak görüp tasfiye etme girişimidir.
