Kudüs'te Ramazan ayı yaklaşırken, işgal güçlerinin Müslümanların ibadet haklarını kısıtlamaya yönelik baskıları en üst seviyeye ulaştı. Uzmanlar, bu yılki kısıtlamaların sadece geçici güvenlik önlemleri değil, caminin tarihsel kimliğini ve Ürdün'e bağlı Vakıflar İdaresi'nin yetkilerini hedef alan stratejik bir hamle olduğunu vurguluyor.

Terör ve uzaklaştırma operasyonları

Ateşkesten bu yana Gazze'de 580 kişi hayatını kaybetti
Ateşkesten bu yana Gazze'de 580 kişi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Kudüs uzmanı Ali İbrahim'in aktardığına göre, İsrail makamları cami içindeki Müslüman varlığını (Ribat) kırmak amacıyla etkili gençleri gözaltına alıyor ve onları işgal bayrakları önünde fotoğraf çekilmeye zorlayarak iradelerini sarsmayı hedefliyor. Ayrıca, geçmiş yıllarda olduğu gibi itikaf ibadetinin sadece Ramazan'ın son on günüyle sınırlandırılması ve cami çevresine binlerce polisin yığılması planlanıyor.

Yahudi bayramları ve yerleşimci baskınları

Mart ayının başında (2-3 Mart 2026) kutlanacak olan Purim Bayramı, yerleşimci grupların Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif baskınlarını artırması için bir zemin olarak kullanılıyor. İşgal polisi, binlerce güvenlik gücünü şehre yığarak Batı Şeria'dan gelecek yüz binlerce Filistinlinin kutsal mekana ulaşmasını engellerken, yerleşimcilerin kapılarda ayin yapmasına izin veriyor.

Vakıf idaresine yönelik darbe girişimi

Eğitimci Abdullah Marouf, bu baskıların nihai amacının caminin yönetimini Ürdün Vakıflar İdaresi'nden koparıp doğrudan işgal polisine devretmek olduğunu belirtti. Aşırı sağcı bakan Ben-Gvir'e yakın isimlerin emniyetin başına getirilmesi, bu planın ciddiyetini ortaya koyuyor. Bu süreç, El Halil'deki İbrahim Camii'nde uygulanan bölme senaryosunun bir benzeri olarak değerlendiriliyor.

İslamist Agenda