İngiltere’nin köklü yayın organlarından Times gazetesinde Richard Spencer ve Samer Al-Atrash imzasıyla yayınlanan analiz, İran’daki askeri hareketliliğin nasıl sonlanabileceğine dair çarpıcı öngörüler sunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın "karada asker bulundurma ihtimalini dışlamadığı" ve saldırıların dozunun artacağını belirttiği bir ortamda, savaşın sonuna dair beş temel senaryo üzerinde duruluyor. Ancak analistler, Washington’ın Tahran’da nasıl bir yönetim yapısı hayal ettiğine dair gizemli tutumunun stratejik bir boşluk yarattığı görüşünde.
1. Senaryo: Rejimin hayatta kalması ve Rusya-Çin etkisi
İlk senaryoya göre, hava operasyonları köklü bir sistemi yıkmakta her zaman başarılı olamaz. Trump ve Netanyahu, nükleer tesislerin imhasını zafer ilan ederek operasyonu durdurabilir. Bu durumda rejim, Batı ile diyalog kurabilecek Hasan Humeyni veya eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gibi isimlerle kendini yenileyebilir. Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ara buluculuk teklifi ve Çin’in siyasi diyalog çağrıları, saldırıların bölgesel bir güvenlik anlaşması karşılığında durdurulmasını sağlayabilir.
2. Senaryo: Sistem içi düzenleme ve Larijani formülü
Analizde, Venezuela’daki Maduro sonrası döneme benzer bir yapının İran’da da uygulanabileceği belirtiliyor. Sistemin temel taşlarının korunduğu ancak vitrinin değiştiği bu modelde, Batı tarafından "muhatap alınabilir" görülen Ali Laricani ismi ön plana çıkıyor. Laricani, sert söylemlerine rağmen sistem içindeki dengeleyici rolüyle geçiş döneminin kilit ismi olarak değerlendiriliyor.
3. Senaryo: Tam rejim değişikliği ve sürgün muhalefeti
Sürgündeki İranlı muhalifler için mevcut durum, İslam Cumhuriyeti’ni tamamen yıkmak için tarihi bir fırsat olarak görülüyor. Devrik şahın oğlu Rıza Pehlevi, geçici bir liderlik için kendini aday gösterirken; Meryem Recevi liderliğindeki Halkın Mücahitleri Örgütü de alternatif olarak sahneye çıkıyor. Ancak Pehlevi ailesinin mirası ve muhalif grupların geçmişteki tartışmalı rolleri, bu senaryonun İran içinde ne kadar destek bulacağı sorusunu beraberinde getiriyor.
4. Senaryo: Çöküş, parçalanma ve etnik kaos
İran her ne kadar mezhepsel olarak bölünmüş olmasa da, merkezi otoritenin zayıflaması etnik fay hatlarını tetikleyebilir. Doğuda Beluç, kuzeyde Kürt hareketlerinin yanı sıra Arap ve Azeri bölgelerindeki huzursuzluklar, güvenlik birimlerinin çökmesiyle birleştiğinde İran’ı çok taraflı bir iç savaşa ve kaosa sürükleyebilir. Bu durum, sadece İran için değil, tüm Ortadoğu için kontrol edilemez bir istikrarsızlık anlamına geliyor.
5. Senaryo: Topyekün bölgesel savaş ve enerji krizi
Beşinci ve en tehlikeli senaryo ise çatışmanın Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerini de içine alacak şekilde genişlemesidir. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in "uluslararası barışa yönelik ciddi bir tehdit" olarak tanımladığı bu risk, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve küresel enerji fiyatlarının fırlamasıyla sonuçlanabilir. Tahran’ın bölgesel müttefiklerinin sürece dahil olması, Ortadoğu’yu on yıllar sürecek bir ateş çemberine itebilir.




