Irak siyaseti, Nuri el-Maliki’nin adaylık ısrarı ve Donald Trump’ın dijital diplomasisi arasında sıkışmış durumda. Trump’ın Maliki ismine karşı gösterdiği sert direnç, Bağdat’taki siyasi dengeleri altüst ederken, Maliki’nin "milli egemenlik" çıkışı yeni bir krizin kapısını araladı.
Trump’ın "Truth" darbesi ve Maliki’nin cevabı
Donald Trump, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, Maliki döneminin geçmişte Irak'a sadece "fukaralık ve kaos" getirdiğini hatırlatarak şu uyarıda bulundu:
"Irak'ın Nuri el-Maliki'yi yeniden seçerek büyük bir hata yapabileceğini duyuyorum. Bu ideolojiler daha önce başarısız oldu, tekrar edilmemeli."
Bu açıklamalara yanıt veren Maliki, ABD Maslahatgüzarı Joshua Harris ile yaptığı görüşmenin ardından, hükümet kurma sürecinin tamamen bir "milli mesele" olduğunu ve dış müdahalelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ancak Maliki'nin destekçileri, Trump'ın fevri çıkışlarının geçici olduğunu ve pragmatik bir pazarlıkla bu engelin aşılabileceğini düşünüyor.
Şii Bloğu içindeki iç muhalefet
Maliki'nin önündeki tek engel Washington değil. Irak'ın en büyük Şii ittifakı olan Koordinasyon Çerçevesi içinde de ciddi görüş ayrılıkları mevcut. Özellikle Asaib Ahl el-Hak ve el-Hikme hareketlerinin, Maliki'nin hem iç bileşenlerle hem de dini mercilerle (Sistani) olan gerilimli ilişkileri nedeniyle adaylığına mesafeli durduğu belirtiliyor. Bu gruplar, Maliki isminin ABD ile Irak arasındaki güvenlik ve ekonomi ortaklığını tehlikeye atmasından endişe ediyor.
Bölgesel mülahazalar ve "Varoluşsal" Mısır
Siyasi analist Dr. Likka Mekki'ye göre, Irak siyasi sistemi şu an tam bir "çıkmaz sokakta." ABD'nin bölgedeki ağırlığı ve İran ile yaşanan gerilim, Bağdat'ı iki ateş arasında bırakıyor. Maliki, başbakan olduktan sonra Trump'a ekonomik projeler ve enerji imtiyazları vererek onu "satın alabileceğine" (ikna edebileceğine) inanıyor. Ancak olası bir ABD-İran savaşı durumunda, bu tür siyasi manevraların hiçbir hükmünün kalmayacağı ve Irak'ın topyekûn bir istikrarsızlığa sürüklenebileceği uyarısı yapılıyor.
Maliki'nin bu "ya hep ya hiç" stratejisi, Irak'ı ya Washington ile köprüleri atan bir yalnızlığa ya da çok riskli bir pazarlık sürecine taşıyacak gibi görünüyor.