Filistinli Esirler Günü’nün yıl dönümünde (17 Nisan), Gazze Şeridi son yılların en geniş katılımlı protesto gösterilerinden birine sahne oldu. İsrail parlamentosunun (Knesset) Filistinli mahkumlar için idam cezasını öngören yasal düzenlemeyi onaylaması, bölgedeki öfkeyi zirveye taşıdı. Binlerce kişi, cezaevlerindeki “meşrulaştırılmış cinayetlere” son verilmesi ve mahkumların özgürlüğü için yürüdü.
Siyasi ve toplumsal birlik mesajı
Gazze’deki etkinlikler, tüm siyasi grupları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi. Protestolarda öne çıkan ana başlıklar şunlardır:
- Ulusal Birlik: Siyasi temsilciler, esirler meselesinin tüm partilerin ve halkın ortak davası olduğunu vurguladı.
- Tarihsel Referans: Konuşmacılar, 1930 yılındaki Burak Devrimi kahramanlarının (Cemcum, ez-Zir ve Hicazi) idamlarını hatırlatarak, mevcut politikaların bu “sömürgeci” mirasın devamı olduğunu ifade etti.
- Uluslararası Hukuk: İnsan hakları örgütleri, idam yasasının Cenevre Sözleşmesi ve adil yargılanma hakkını açıkça ihlal ettiğini belirterek Birleşmiş Milletler’e acil müdahale çağrısı yaptı.
Kritik talepler ve uyarılar
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı açıklamada esirlerin “kırmızı çizgi” olduğunu yineleyerek, idam yasasının süreci geri dönülmez bir noktaya taşıyacağı uyarısında bulundu. Kasım ayrıca, Filistin Yönetimi’ne seslenerek mahkum yakınlarının kesilen maaşlarının ivedilikle ödenmesini talep etti: “İşgalci esirleri aç bırakırken, bizim onların ailelerini aç bırakmamız kabul edilemez.”
Fetih hareketinden İmad el-Ağa ise Mervan Barguti ve Ahmed Saadat gibi sembol isimlerin şahsında tüm mahkumları selamlayarak, halkın bu baskıcı yasalara sessiz kalmayacağını belirtti.
Cezaevlerindeki mevcut tablo
İnsan hakları raporlarına göre, İsrail cezaevlerinde halihazırda yaklaşık 9 bin 670 Filistinli mahkum bulunuyor. Bu mahkumlar arasında:
- 120 müebbet hapis cezası alan mahkum,
- 370 çocuk ve 85 kadın,
- 3 bin 432 idari tutuklu (suçlama olmaksızın alıkonulanlar) yer alıyor.
Gazzeli protestocular, cezaevlerindeki sistematik işkence, tıbbi ihmal ve tecrit politikalarının idam yasasıyla birlikte “toplu imha” sürecine evrilmesinden duydukları endişeyi tüm dünyaya haykırdı.
