Dünya

Gazze etkisi: İşçi Partisi Manchester kalesini kaybetti

Filistin meselesine verdiği güçlü destekle dikkat çeken ve mesleği tesisatçılık olan Spencer, bölgedeki Müslüman seçmenin oylarını konsolide ederek Başbakan Keir Starmer'ın partisine ağır bir darbe vurdu.

Manchester’ın Gorton ve Denton seçim bölgesinde yaşanan siyasi depremin kahramanı, 34 yaşındaki tesisatçı Hannah Spencer oldu. Yaklaşık 15 bin oy alarak rakiplerini geride bırakan Spencer, zafer konuşmasında ekonomik kriz ve sosyal adaletsizliğe vurgu yaptı. Profesyonel bir siyasi geçmişi olmadığını belirten Spencer, "Çok çalışan insanların çocuklarına okul üniforması alamadığı veya ısınma masraflarını karşılayamadığı bir sistemde radikal olan biz değiliz, bu gerçekliğin kendisidir" diyerek halkın sesi olacağını taahhüt etti.

Gorton ve Denton Ara Seçim Sonuçları (Şubat 2026):

Parti / Aday Oy Sayısı Değişim (%)
Yeşil Parti (Hannah Spencer) ~15.000 +%30'dan fazla artış.
Reform UK 10.578 Sağ oylarda yükseliş.
İşçi Partisi (Labour) ~9.380 -%25,3 düşüş.
Fark 5.616 Yeşiller lehine tarihi fark.

Gazze Seçimin Kaderini Belirledi

Seçmen nüfusunun yaklaşık %28'ini Müslümanların oluşturduğu bölgede, İşçi Partisi'nin İsrail'in Gazze saldırıları karşısındaki tutumu sandığa doğrudan yansıdı. Hannah Spencer, kampanya boyunca Filistin halkının "insanlıktan çıkarılmasına" karşı duracağını açıkça beyan ederek İşçi Partisi'nden kopan seçmenin adresi oldu. Belediye meclisi üyeliği döneminde de Gazze için önergeler sunan Spencer, maruz kaldığı siyasi baskıları "Gazze halkının yaşadıklarının yanında bir hiç" olarak niteledi.

İngiliz Siyasetinde Kartlar Yeniden Karılıyor

Bu sonuç, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti için "hayal kırıklığı" olarak nitelendirilirken, Yeşiller için ulusal bir sıçrama tahtası özelliği taşıyor. Analistler, İşçi Partisi’nin dış politika maliyetlerinin iç siyasetteki kalelerini sarsmaya başladığını belirtiyor. Hannah Spencer'ın tesisat anahtarını bırakıp Westminster'daki koltuğuna oturması, İngiliz siyasetinde artık sadece "zengin bağışçıların" değil, sokağın ve küresel vicdanın da söz sahibi olduğunun sembolü haline geldi.

Islamist Agenda