İsrail Güvenlik Kabinesi'nin (Kabinnet) onayladığı yeni düzenlemeler, Batı Şeria'nın işgal altındaki statüsünü idari bir kılıfla değiştirmeyi hedefliyor. Bu hamleyle, bölgedeki kontrol mekanizması üniformalı askerlerden sivil memurlara ve yerleşimci konseylerine geçiyor.
Görünmez askeri işgal ve sivil yönetim hilesi
Bu "idari devrim", İsrail'in uluslararası mahkemelerdeki baskıyı azaltma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bölge yönetiminin sivil bakanlıklara devredilmesiyle, İsrail bu durumu dünyaya bir "askeri işgal" yerine "idari veya düzenleyici bir uyuşmazlık" olarak sunmayı planlıyor. Bu sayede askeri müdahalenin doğrudan görünürlüğü azaltılarak uluslararası hukuki sorumluluklardan kaçılması hedefleniyor.
Ekonomik ve siyasi motivasyonlar: Doğrudan finansman
Yerleşimci konseylerinin artık İsrail'in Ulaştırma, Konut, Miras ve Maliye gibi sivil bakanlıklarından doğrudan bütçe almasının önü açıldı. Bu finansal akışın temel amaçları şunlardır:
-
Maliyetin Azaltılması: Yerleşimlerin günlük yönetim yükü ve yatırım çekme sorumluluğu sivil konseylere yükleniyor.
-
Ekonomik Normalleşme: Devlet desteğiyle Batı Şeria'da yaşamak, İsrail vatandaşları için ekonomik olarak cazip bir seçenek haline getirilerek bölgenin demografik yapısı kalıcı olarak değiştiriliyor.
Gayrimenkul piyasasına dönüşen işgal
Kararların en kritik noktası, Batı Şeria'daki toprakları bir "meta" haline getirmesidir. 1967 öncesinden kalan ve Yahudilere toprak satışını engelleyen Ürdün yasaları iptal edildi.
-
Doğrudan Satın Alma: Yerleşimciler artık askeri onay süreçlerine takılmadan doğrudan Filistinli mülk sahiplerinden veya aracı şirketlerden toprak satın alabilecek.
-
Piyasa Entegrasyonu: Bölgedeki araziler, İsrail'in gayrimenkul piyasasına dahil edilerek arz-talep dengesiyle kontrol edilmeye başlanacak. Bu durum, toprağı stratejik bir çatışma unsuru olmaktan çıkarıp bir gayrimenkul varlığına dönüştürüyor.
Sivil hukuk ve askeri yönetim: İdari apartheid
Bölgede aynı coğrafya üzerinde iki ayrı hukuk sisteminin uygulanması, "idari apartheid" eleştirilerini güçlendiriyor.
-
Yerleşimciler İçin: İsrail medeni kanunu uygulanıyor; yerleşimciler tam vatandaşlık haklarına sahip ve sivil mahkemelerde yargılanıyor.
-
Filistinliler İçin: Sadece birkaç metre ötede yaşayan Filistinliler, askeri mahkemelerin ve keyfi yıkım kararlarının olduğu örfi askeri yönetime tabi tutulmaya devam ediyor.
Oslo anlaşmasının çöküşü: Alan A ve B'ye müdahale
Yeni düzenlemelerle birlikte, İsrail sivil idaresi artık Oslo Anlaşması'na göre Filistin Yönetimi'nin tam kontrolünde olması gereken "A" ve "B" bölgelerinde de yıkım yapma ve yapılaşmayı engelleme yetkisine sahip olacak. "Tarihi eserleri koruma" veya "radyoaktif/çevresel risk" gibi gerekçelerle yapılacak bu müdahaleler, Oslo sürecinin idari olarak tamamen çöktüğünü kanıtlıyor.





