ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), operasyonun beşinci gününde İran hava sahasının tamamen kontrol altına alındığını ve "Hava Egemenliği" (Air Supremacy) seviyesine ulaşıldığını duyurdu. Bu süreçte dikkat çeken en önemli askeri gelişme, ABD’nin tarihinde ilk kez Prism (Precision Strike Missile) füzelerini kullanması oldu. Yaklaşık 500 kilometre menzile sahip olan ve HIMARS sistemleriyle uyumlu çalışan bu füzeler, İran’ın derinliklerindeki stratejik hedefleri imha etmek için devreye sokuldu.
İran Donanması Devre Dışı
Hava harekatının yanı sıra deniz cephesinde de ağır kayıplar yaşanıyor. ABD kaynakları, şu ana kadar 17 İran gemisinin vurulduğunu ve İran Deniz Kuvvetleri’nin operasyonel denklemin dışına çıkarıldığını savundu. Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, 17. dalga misilleme operasyonu kapsamında İsrail’e 40 balistik füze ve kamikaze İHA fırlatarak karşılık verdi.
Özel Operasyonlar ve Sınır Hareketliliği
Askeri uzman Nidal Abu Zaid, Başkan Trump’ın işaret ettiği "kara seçeneği"nin geniş kapsamlı bir işgal değil, stratejik bölgelere yönelik "özel operasyonlar" olduğunu vurguladı. Sahadaki hareketlilik şu bölgelerde yoğunlaşıyor:
-
Batı Cephesi: Kirmanşah bölgesindeki hareketlilik ve Erbil'deki "Azadi" kampına yönelik saldırılar, ayrılıkçı grupların sınır geçişlerini engelleme çabası olarak görülüyor.
-
Doğu Cephesi: Sistan-Beluçistan bölgesinde "Ceyşu'l Adl" grubunun aktif olduğu sınırlarda operasyonlar yoğunlaşıyor.
-
Stratejik Hat: Tahran yakınlarındaki Kerec bölgesi ve Elburz Dağları, nükleer tesislerin ve depoların bulunması nedeniyle komando baskınlarının ana hedefi konumunda.
Nükleer Stok Savaşı
Uzmanlar, harekatın nihai amacının nükleer reaktörleri sadece bombalamak değil, İran'ın elinde olduğu tahmin edilen 300-400 kilogram zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek veya etkisiz hale getirmek olduğunu belirtiyor. Hava savunma ve radar sistemleri felç olan İran'ın, bu stratejik stokları korumak için ne kadar direnç gösterebileceği savaşın kaderini belirleyecek.





