Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan sürpriz mutabakat ve bölgedeki hızlı diplomatik gelişmeler, İsrail kamuoyunda derin bir güvensizlik ve gelecek kaygısı yarattı. İbranice yayın yapan basın organlarında yer alan son kamuoyu araştırması, İsrail halkının çoğunluğunun ülkenin siyasi ve güvenlik geleceğinden ciddi şekilde endişe duyduğunu gözler önüne serdi.
İsrail halkının çoğunluğu gelecekten endişeli
“Lazar Araştırma” şirketi tarafından yapılan ve İsrail’in önde gelen gazetelerinden Maariv’de yayımlanan anket sonuçlarına göre; İsraillilerin yüzde 63’ü, Washington ile Tahran arasında imzalanan son anlaşmanın ve bölgedeki yeni stratejik dengelerin ardından ülkenin geleceği konusunda büyük bir endişe taşıyor. Ankete katılanların yalnızca yüzde 31’i geleceğe dair bir kaygı taşımadığını belirtirken, yüzde 6’lık bir kesim ise fikir beyan etmekten kaçındı.
Muhalefet ve iktidar seçmeni arasında derin uçurum
Anketin detayları, endişe düzeyinin siyasi görüşlere göre büyük bir değişiklik gösterdiğini ortaya koydu.
Siyasi partilere göre dağılım şu şekilde gerçekleşti:
- Muhalefet destekçileri: Ülkenin geleceğinden endişe duyanların oranı yüzde 78 ile zirveye ulaştı.
- Mevcut koalisyon hükûmeti seçmenleri: İktidar yanlıları arasında tam bir bölünme yaşandı. Koalisyon seçmenlerinin yüzde 51’i endişeli olmadığını savunurken, yüzde 44’ü gelecekten korktuğunu itiraf etti.
Anket çalışmasını yürüten İsrailli araştırmacı Menachem Lazar, elde edilen verilerin İsrail toplumunun geniş kesimlerinde ülkenin geleceğine ve son gelişmelerin doğuracağı sonuçlara dair “gerçek ve somut korkuları” yansıttığını ifade etti.
Anlaşmanın 14 maddesi ve Trump’ın açıklamaları krizi büyüttü
Maariv gazetesi, kamuoyundaki bu korku dalgasının özellikle son birkaç günde tırmandığına dikkat çekti. Washington ve Tahran arasında 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının detaylarının sızması, ardından da ABD Başkanı Donald Trump’ın İran, Lübnan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında yaptığı son açıklamalar bu paniği daha da körükledi.
İran ve ABD, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen müzakereler neticesinde 14 Haziran 2026 tarihinde savaşı durdurma ve anlaşmazlıkları müzakere yoluyla çözme konusunda mutabakata vardıklarını açıklamıştı. Bu kapsamda, İran’ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin nihai bir çözüme ulaşmak amacıyla önümüzdeki günlerde 60 gün sürecek kritik bir müzakere sürecinin başlaması bekleniyor. Küresel dengeleri değiştiren bu diplomatik yakınlaşma, İsrail cephesinde ise derin bir yalnızlık hissi ve güvenlik açığı korkusuna yol açmış durumda.
