Penceremden askeri kampı görüyorum: Cenin’de ev hapsine dönüşen hayat
İslam Dünyası

Penceremden askeri kampı görüyorum: Cenin’de ev hapsine dönüşen hayat

Cenin Mülteci Kampı yakınlarındaki Cabiriyat mahallesi, İsrail ordusunun bölgede kalıcı bir askeri üs kurma girişimiyle “kapalı askeri bölgeye” dönüştü. Muasım İsteti, bir yıl önce çatışmaların yoğunlaşmasıyla evini terk etmek zorunda kaldığını, ancak ekonomik imkansızlıklar nedeniyle geri dönmek zorunda kaldığında artık kendi evine ulaşmak için bile komşularının bahçesinden geçmek zorunda kaldığını anlatıyor.

İsteti’nin yaşadığı trajedi:

  • Sosyal izolasyon: Bölge sakinlerinin çoğu göç ettiği için mahalle ıssız bir “hapishaneye” dönüştü.
  • Hareket kısıtlılığı: Evin ana girişi dikenli tellerle kapatıldı; dışarı çıkmak, askerler tarafından alıkonulma veya sorgulanma riski nedeniyle neredeyse imkansız.
  • Sürekli gözetim: Pencerelerinden dışarı baktığında artık sivil hayatın değil, sadece askeri araçların ve devriye gezen birliklerin hareketliliğini görüyor.

“Oslo’nun fiilen bittiği yer”

Cenin Mülteci Kampı aktivistlerinden Mahmud Türkman, bu askeri üssün sadece geçici bir güvenlik önlemi olmadığını, bölgenin kontrolünü tamamen ele geçirmeyi amaçlayan stratejik bir adım olduğunu belirtiyor. Türkman’a göre:

  • Oslo Anlaşması ile “A Bölgesi” olarak tanımlanan ve Filistin yönetimine bırakılması gereken bir yerde kalıcı askeri üs kurulması, anlaşmanın tüm hükümlerinin fiilen çöpe atıldığının en somut kanıtı.
  • Bu üs, Cenin Mülteci Kampı’na tepeden bakarak halkın üzerinde kalıcı bir baskı mekanizması kurmayı ve zorla yerinden edilen binlerce insanın geri dönüşünü engellemeyi hedefliyor.

“Demir Surlar” operasyonunun acı bilançosu

İsrail ordusunun Ocak 2025’te başlattığı “Demir Surlar” operasyonu, bugün sadece çatışmalarla değil, arkasında bıraktığı yıkımla da devam ediyor. On binlerce Filistinli, bir yılı aşkın süredir evlerinden uzakta, mülteci durumunda yaşıyor. Cenin, Tulkarim ve Nur Şems kamplarındaki altyapı, konutlar ve sosyal tesislerin büyük bir kısmı yerle bir edilmiş durumda.

İsteti ve ailesi gibi bölgede kalmaya çalışan binlerce insan, İsrail’in askeri gücünün sivil hayata nasıl kalıcı olarak nüfuz ettiğinin ve “geçici” olduğu söylenen askeri varlığın nasıl yeni bir “normal” haline getirildiğinin canlı tanıkları.