Beytüllahim'de yeni işgal: 300 dönüm araziye el konuldu
İslam Dünyası

Beytüllahim’de yeni işgal: 300 dönüm araziye el konuldu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kentinde, arazi gasbı politikalarına bir yenisi daha eklendi. Duvar ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyeti, 2 Haziran 2026 Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail makamlarının stratejik bir noktada askeri bir karar aldığını duyurdu.

Karar kapsamında, Beytüllahim’in doğusunda yer alan Arap et-Taamira topraklarındaki tarihi Cebel el-Fureydis (Herodion) bölgesi çevresindeki 300 dönümlük arazinin “kamu yararı” ve “arkeolojik alan geliştirme” gerekçesiyle işgal güçleri tarafından zapt edildiği bildirildi.

Sistematik “arkeolojik” el koyma politikası

Duvar ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyeti Başkanı Bakan Muayyad Şaban, bu kararın 2026 yılının başından bu yana alınan üçüncü “el koyma” emri olduğuna dikkat çekti. Şaban, İsrail’in askeri emirler mekanizmasını kullanarak Filistin topraklarını yasal ve idari olarak kontrol altına almayı hedeflediğini belirtti.

Heyet tarafından paylaşılan veriler, İsrail’in tarihi ve kültürel mirası bir “araç” olarak kullandığını gözler önüne seriyor. Son birkaç yılda benzer gerekçelerle hedeflenen diğer önemli noktalar arasında şunlar yer alıyor:

  • Eriha’daki Ahilyus bölgesi
  • Selfit’teki Deyr Sem’an ve Deyr Kal’a
  • Nablus’taki Sebastia antik kenti
  • Kudüs’ün kuzeyindeki Nebi Samuil

Geçmişe dayanan genişleme stratejisi

Söz konusu bölgenin hedef alınması ani bir gelişme değil, planlı bir sürecin parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail makamları, 2024 yılında Herodion çevresindeki 171 dönümlük araziyi “devlet arazisi” ilan etmişti. Bugün alınan kararla birlikte, bu genişleme kapsamı 300 dönüme çıkarılarak bölgenin tamamı üzerinde tam bir kontrol tesis edilmeye çalışılıyor.

Kültürel mirasa yönelik tehdit

Bakan Şaban, bu politikaların sadece toprakları ele geçirme amacı taşımadığını, aynı zamanda Filistin’in tarihsel ve kültürel dokusunu yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini vurguladı. Bu alanların Filistin çevresinden izole edilerek İsrail anlatısına hizmet eden turistik ve yerleşim odaklı merkezlere dönüştürüldüğüne dikkat çeken Şaban, bu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti.

Bu gelişme, İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki ilhak sürecini hızlandırmak için coğrafi ve hukuki gerçeklikleri zorla değiştirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.