İsrail hükümeti, Batı Şeria'da 1967 yılından bu yana görülen en kapsamlı ve tehlikeli idari değişikliği yürürlüğe koydu. Alınan yeni kabine kararlarıyla, bölgedeki askeri işgal modeli yerini, İsrail sivil kurumlarının ve yasalarının doğrudan uygulandığı hibrit bir yönetim biçimine bırakıyor. Uzmanlar, bu adımı Batı Şeria'nın kurumsal ve yasal olarak tamamen ilhak edilmesi süreci olarak nitelendiriyor.

Gazze'nin güneyinde insani seferberlik: Barınma yardımı
Gazze'nin güneyinde insani seferberlik: Barınma yardımı
İçeriği Görüntüle

Kurumsal ilhak ve Oslo'nun sonu

Yeni kararlar, yerleşim yerlerinin genişletilmesinin çok ötesine geçerek toprak mülkiyeti, alım-satım ve yapı ruhsatı gibi kritik yetkileri doğrudan İsrail'e devrediyor. Bu hamle, Oslo Anlaşması ile kurulan dengeyi fiilen yok ederek Filistin yönetiminin hukuki yetkilerini elinden alıyor. İsrail, artık Batı Şeria'yı uluslararası hukuka göre "işgal altındaki toprak" olarak değil, kendi sivil yasalarının geçerli olduğu bir bölge (Yahudiye ve Samiriye) olarak yönetmeye hazırlanıyor.

A ve B bölgelerinde dokunulmazlık kalktı

Daha önce Filistin yönetiminin sivil kontrolünde olan A ve B bölgeleri, yeni düzenlemeyle İsrail'in doğrudan müdahalesine açıldı. İsrail Sivil İdaresi, artık şehir merkezlerindeki Filistin yapılarını "arkeoloji" veya "çevre" gibi gerekçelerle yıkma yetkisine sahip olacak. Ayrıca, tapu kayıtlarının (Tabu) Filistin idaresinden alınıp İsrail kontrolünde herkese açık hale getirilmesi, mülkiyet güvenliğini ortadan kaldırarak toprakların yerleşimcilere devredilmesini kolaylaştıracak.

El Halil ve kutsal alanlarda yeni yönetim

Kararların en ağır darbesi ise El Halil (Hebron) kentine vuruldu. 1997 tarihli El Halil Protokolü'nü fiilen geçersiz kılan yeni planla, İbrahim Camii'nin yönetimi ve kentin merkezi noktaları tamamen İsrail Sivil İdaresi'ne bağlandı. Bölgede yerleşimciler için bağımsız bir belediye yapısı kurulurken, Filistin belediyesinin yetkileri sembolik düzeye indirildi. Uluslararası toplumun "kınama" mesajlarına rağmen hızla uygulanan bu kararlar, bağımsız bir Filistin devleti kurulması ihtimalini teknik ve hukuki olarak imkansız hale getirmeyi hedefliyor.