Libya'da sular durulmak bilmezken, ülkenin en tartışmalı figürlerinden Seyfülislam Kaddafi'nin ölüm haberi başkent Trablus'un 200 kilometre güneybatısındaki Zintan şehrinden geldi. Yakın çevresi olayı "kalleşçe bir suikast" olarak nitelendirirken, Libya Başsavcılığı olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için adli tıp ve dedektiflerden oluşan özel bir ekip görevlendirdi.
Zintan'daki suikastın detayları
Seyfülislam Kaddafi'nin siyasi ekibinden yapılan açıklamaya göre, Salı günü öğle saatlerinde 4 maskeli saldırgan Kaddafi'nin ikametgahına baskın düzenledi. Saldırganların iz bırakmamak için güvenlik kameralarını devre dışı bıraktığı, ardından Kaddafi ile korumaları arasında kısa süreli bir çatışma yaşandığı belirtildi. Libya Başsavcılığı, yapılan otopside Kaddafi'nin ateşli silah yaralanması sonucu hayatını kaybettiğinin kesinleştiğini duyurdu. Kaddafi'yi 2012'den beri koruyan ve daha önce esir alan Ebubekir el-Sıddık Tugayı'ndan bazı korumaların da çatışmada yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
Suikastın arkasındaki senaryolar
Olayın ardından Libya iç siyasetinde ve uluslararası arenada iki temel senaryo üzerinde duruluyor. İlk senaryo, suikastın uluslararası bir mutabakatın sonucu olduğu yönünde. Analistler, Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos'un Paris'teki toplantısından sadece saatler sonra gelen bu haberin tesadüf olamayacağını savunuyor. İkinci senaryo ise yerel aktörlerin seçim arefesinde en güçlü rakiplerinden birini "fiziksel olarak" devre dışı bırakma isteği.
Kazananlar ve kaybedenler
Libyalı uzmanlar, bu ölümden en büyük kazancı Halife Hafter'in sağlayacağını düşünüyor. Seyfülislam'ın aradan çıkmasıyla, eski rejim yanlısı kitlenin Hafter saflarına kayması veya tamamen bölünmesi bekleniyor. Öte yandan, Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti'nin olayla ilgisi olmadığını açıklamasına rağmen, krizin hükümet üzerinde güvenlik zafiyeti baskısı yaratacağı öngörülüyor.