Yıkılmış yollar ve enkaza dönmüş evlerin arasında, binlerce Gazzeli temel yaşam standartlarının yokluğuna rağmen topraklarına dönüyor. Bu dönüş, sadece bir yer değiştirme değil; iki yılı aşkın süredir devam eden savaşın yorgun düşürdüğü insanların onur ve aidiyet adına aldığı bilinçli bir karar olarak nitelendiriliyor.
Enkaz altında onur mücadelesi
Geri dönenler için Gazze'de konfor veya güvenlik bulunmuyor; onları bekleyen tek şey yıkılmış duvarlar ve çökmüş bir altyapı. Ancak buna rağmen binlerce kişi, mülteci kamplarında yardıma bağımlı ve belirsiz bir hayat sürmektense, kendi topraklarında zorluklarla yüzleşmeyi tercih ediyor. Uzmanlar, bu kitlesel dönüşün Gazze’nin sadece geçici bir alan olmadığını ve halkın yerinden edilmeyi kesin olarak reddettiğini siyasi bir mesaj olarak dünyaya duyurduğunu belirtiyor.
Sorgu odalarındaki psikolojik savaş
Dönüş yolunda yaşananlar, işgal güçlerinin tehciri bir politika olarak nasıl sürdürdüğünü kanıtlıyor. İki yıl dışarıda tedavi gördükten sonra dönen Lamia Rabie, Rafah sınır kapısındaki sorgu odalarında yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:
"Sorgu sırasında bana diğer çocuklarımı da getireceklerini ve bizi seçeceğimiz herhangi bir ülkeye göndereceklerini söylediler. Bizi yerimizden etmek için çocuklarımla bana şantaj yaptılar. Sert aramalara ve hakaretlere maruz kaldım."
Hüda Ebu Abid ise, işgal askerlerinin kıyafetler dışındaki tüm eşyalarına el koyduğunu ve onur kırıcı bir muameleyle karşılaştıklarını belirterek; "Gazze’nin ateşi, başka yerin cennetinden iyidir" diyerek kararlılığını ifade etti.
Siyasi bir araç olarak sınır kontrolü
Siyasi analist Muhammed Ebu Kamer, İsrail'in Rafah üzerindeki kontrolünün temel amacının vatandaşların dönüşünü engellemek olduğunu savunuyor. Ebu Kamer'e göre, ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında yer alan "kapıların açılması" maddesi, İsrail tarafından kasten geciktirildi ve esir takası dosyasıyla ilişkilendirilerek sabote edildi. Mısır’ın ısrarıyla kapı çift yönlü çalışmaya başlasa da, İsrail günlük geçiş sayılarını kısıtlayarak ve "güvenlik kontrolü" adı altında Rafah’ı fiilen bir askeri kontrol noktasına dönüştürdü.
Hukuki boyutu ve sistematik ihlaller
İnsan hakları savunucusu Salah Abdülati, Rafah'taki uygulamaların dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ni ve uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini vurguluyor. Abdülati, işgal güçlerinin yanı sıra bazı silahlı milislerin de sorgulama süreçlerine dahil edilmesinin tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirtti. Sınırın bu koşullar altında çalışmasının sadece "şekilsel" olduğunu ifade eden hukukçular, BM ve garantör ülkelerin acil müdahale ederek serbest ve onurlu hareket özgürlüğünü sağlaması gerektiğini çağrısında bulunuyor.




