Amerikalı belgesel yönetmeni Maurice Jacobson, Al Jazeera'ye verdiği röportajda Gazze Şeridi’nde geçirdiği yaklaşık iki yıllık süreci ve gözlemlerini anlattı. Yahudi kimliğini gizlemeden Gazze halkı arasında yaşadığını belirten Jacobson, "Orada yaşadığım süre boyunca tek korkum Gazze halkı değil, İsrail bombardımanıydı" dedi.
"Beni En Çok Şaşırtan İnsaniyetleri Oldu"
Gazze'de 2010 ve 2015 yıllarında uzun süreler ikamet ettiğini belirten Jacobson, Filistinlilerin kendisini büyük bir misafirperverlikle karşıladığını vurguladı. ABD'li yönetmen, "İsrail, Gazze'deki herkes için ortak düşmandı. Ben de onlardan biri gibi sadece tepeme düşecek bombadan korktum. İnsanların bana yaklaşımı ise korku değil, merak ve dostluk doluydu" ifadelerini kullandı.
"Hamas Sadece Silahlı Bir Örgüt Değil"
Bölgedeki yönetim yapısına dair çarpıcı analizlerde bulunan Jacobson, Batı medyasının aksine Hamas'ın sadece askeri bir yapıdan ibaret olmadığını gördüğünü söyledi. Jacobson, "Siyasi, askeri ve idari olmak üzere üç ayrı kanat vardı. Özellikle okulları, hastaneleri yöneten ve çöp toplayan idari kanat, halk tarafından saygı görüyordu" dedi. Jacobson, İsrail'in İsveç'ten gelen çöp kamyonlarını limanda bekletmesi nedeniyle belediyenin eşek arabalarıyla hizmet vermek zorunda kaldığına bizzat şahit olduğunu aktardı.
"7 Ekim Bir Sonuçtu"
7 Ekim olaylarını "kapalı bir düdüklü tencerenin patlaması" olarak niteleyen Jacobson, İsrail'in sonraki eylemlerini "açık bir soykırım" olarak tanımladı. Yönetmen, "Filistinlilerle terör kelimesini yan yana getirmek büyük bir hata. Onlar, sistematik bir yıkım altında hayatta kalmaya çalışan insanlar" değerlendirmesinde bulundu.




