İsrail'in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, Washington’daki Barış Konseyi toplantısının ardından dikkat çekici bir iddiayı gündeme taşıdı. Habere göre İsrail, Gazze’deki 60 milyon tonluk enkazın kaldırılma sürecini bizzat yönetmek ve finanse etmek için "yüksek bir çıkara" sahip.

Tüneller ve Güvenlik Önceliği

Konsey kaynaklarına dayandırılan habere göre, İsrail’in bu sürece liderlik etmek istemesinin ana sebebi, enkaz kaldırma işleminin tünel ağlarının imhası ve patlamamış mühimmatların (UXO) temizlenmesiyle doğrudan bağlantılı olması. Kaynaklar, "İsrail, tünelleri gereken hızda ve etkinlikte yok edebilecek tek taraftır" diyerek, sürecin İsrail için askeri ve siyasi bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Tkiyet Um Ali açıkladı: İsrail'den tır başı fahiş ücret
Tkiyet Um Ali açıkladı: İsrail'den tır başı fahiş ücret
İçeriği Görüntüle

Dev Dev Taahhütler, Belirsiz Takvim

Washington’daki toplantıda toplam 17 milyar doları aşan bir fon sözü verildi. Ancak bu meblağ, Birleşmiş Milletler’in (BM) öngördüğü 70 milyar dolarlık toplam yeniden inşa maliyetinin oldukça gerisinde kalıyor.

Açıklanan Fon ve Destek Paketi:

Kurum / Ülke Taahhüt Miktarı Açıklama
ABD (Trump) 10 Milyar Dolar Tamamının imar için kullanılıp kullanılmayacağı belirsiz.
Arap Ülkeleri & Diğerleri ~7 Milyar Dolar Katar, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Kuveyt, Özbekistan, Azerbaycan.
Birleşmiş Milletler 2 Milyar Dolar İnsani yardım kapsamında, Konsey denetiminde.
FIFA 75 Milyon Dolar Futbol projeleri ve spor altyapısı için.

Yıkımın Boyutu: 6 bin futbol sahası büyüklüğünde enkaz

BM verileri, Gazze’deki yıkımın boyutunu dehşet verici rakamlarla ortaya koyuyor:

  • Toplam Enkaz: 60 milyon ton (3.000 konteyner gemisi dolusu rüsubat).

  • Kişi Başına Düşen: Gazze’de yaşayan her birey başına 30 ton enkaz düşüyor.

  • Yıkım Oranı: Gazze genelinde %84, Gazze Şehri merkezinde ise %92.

  • Tahmini Süre: Uzmanlar, bu hacimdeki bir enkazın temizlenmesinin 7 yıldan fazla süreceğini öngörüyor.

Haberde, uluslararası yardımların çoğunun "bağlayıcı taahhüt" olmaktan ziyade "iyi niyet beyanı" seviyesinde kaldığı, bu durumun da İsrail'in sahada aktif rol alma iştahını artırdığı belirtiliyor.