Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Halihazırda 14 Bayraktar TB2 İHA'mızla yeşil vatanı 7 gün 24 saat izliyoruz. Dünyada orman yangınlarıyla mücadelede İHA kullanan 2 ülkeden biriyiz." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Bugün görevleri tevdi edilen yeni kabine üyelerini kutlayan Erdoğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevini yürütecek Murat Kurum ile Sağlık Bakanlığı görevini yürütecek Kemal Memişoğlu'na vazifelerinin hayırlı olmasını diledi.

Her iki bakanın da seleflerinden devraldıkları hizmet bayrağını çok daha ileriye taşıyacaklarına inandığını belirten Erdoğan, görevden affını isteyen ve bu talepleri şahsınca kabul edilen Mehmet Özhaseki ile Fahrettin Koca'ya da emekleri, fedakarlıkları ve millete yaptıkları hizmetler için teşekkür etti.

9 yaşındaki bir çocuk tüm harçlığını Gazze'ye bağışladı 9 yaşındaki bir çocuk tüm harçlığını Gazze'ye bağışladı

Erdoğan, "Uzun yıllardır beraber yol yürüdüğümüz, teşrikimesai yaptığımız her iki arkadaşımızla inşallah yakın temas halinde olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Kısa süre önce idrak edilen Kurban Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, çatışmaların, zulümlerin ve katliamların olmadığı bayramlara kavuşmayı temenni etti.

Bayram tatilinin 9 gün olması ve okulların da kapanmasıyla vatandaşların memleketlerine, tatil bölgelerine huzurla seyahat ettiğini kaydeden Erdoğan, yollarda büyük bir trafik yoğunluğu yaşandığını bildirdi.

Emniyet güçlerinin, Karayollarının, sağlık birimlerinin bayram tatilinde en fazla mesai yapan görevliler olduğunu ifade eden Erdoğan, vatandaşların yolculuklarını güven ve huzur içinde gerçekleştirmesini temin etmek için çalışan tüm personele teşekkür etti. Erdoğan, vatanın bekası, insanların güvenliği için yurt içinde ve yurt dışında kahramanca görev yapan askerleri tek tek gözlerinden öptüğünü söyledi.

"Bu felaketlere baktığımızda ihmalin ve kastın öne çıktığını görüyoruz"

Bayram süresince çeşitli nedenlerden kaynaklanan anız ve orman yangını haberleriyle herkesin sarsıldığını dile getiren Erdoğan, Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağı'ndaki yangında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Hafta sonu İzmir, Bursa, Balıkesir, Muğla ve Çanakkale'de orman yangınları yaşandığını hatırlatan Erdoğan, yaz mevsiminin her geçen yıl daha sıcak ve kurak geçmesiyle yangın riskinin de aynı oranda arttığına işaret etti.

Erdoğan, "Sadece ormanlarımızı değil, ülkemizin akciğerlerini yakan bu felaketlere baktığımızda ihmalin, tedbirsizliğin ve kastın öne çıktığını görüyoruz. Bölücü örgütün de orman yangınlarını bir terör yöntemi olarak kullandığını geçmişteki tecrübelerimizden biliyoruz. Yüzde 90'ı insan kaynaklı yangınların önüne geçmek ve tek bir ağacın bile zarar görmesini engellemek için var gücümüzle çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

"4 bin 744 havuz ve göletle araçlarımızın su ihtiyacını hızla karşılıyoruz"

Orman yangınlarıyla etkin mücadele konusunda önemli adımlar atıldığını vurgulayan Erdoğan, dünyada örnek alınan orman yangınlarıyla mücadele filosunun kurulduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün bu mücadeleyi 26 uçak, 105 helikopter ve 5 binden fazla kara aracıyla sürdürüyoruz. Tabii sadece filomuzdaki araç sayılarını artırmadık, üzerindeki ekipmanları da en ileri teknolojiyle yeniledik. Terörle mücadelede destan yazan insansız hava araçlarını 'yeşil vatanın' savunmasında da etkin olarak kullanıyoruz. Halihazırda 14 Bayraktar TB2 İHA'mızla yeşil vatanı, 7 gün 24 saat izliyoruz. Dünyada orman yangınlarıyla mücadelede İHA kullanan 2 ülkeden biriyiz. İHA'larımızın yanında 184'ü akıllı olmak üzere 776 kulemizle ormanlarımızı sürekli takip ediyoruz. İlk defa bizim dönemimizde yapılan 4 bin 744 havuz ve göletle araçlarımızın su ihtiyacını hızla karşılıyoruz. Bunların dışında yapay zeka tabanlı sistemler başta olmak üzere pek çok teknolojik imkan da gücümüze güç katmaktadır. Bugün itibarıyla 25 bin personelimiz ve 122 bini aşkın gönüllümüz ormanlarımızı korumak için fedakarca çalışmaktadır. Gece gündüz demeden yangınlara karşı cansiperane mücadele eden bütün kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyorum."

Ormanlara sahip çıkma ve koruma noktasında tüm vatandaşlardan daha fazla itina beklediklerinin altını çizen Erdoğan, yaz sıcaklarının artık çok yoğun şekilde yaşandığı günlere girildiğini, en ufak bir ihmalin bile büyük zararlara sebep olacağını söyledi.

"Son 21 yılda reel rakamlarla 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki ay çiftçilerle buluşmada Türkiye'nin tarım alanında son 21 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla tek tek ortaya koyduklarını hatırlattı.

Hükümetlerinin tarım politikalarını eleştirenlerin çoğunun bilgiden ziyade ön yargılarla hareket ettiğini, bunların ülkeyi tanımadığını ve dünyayı takip etmediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her mesele gibi maalesef tarım konusuna da istismar malzemesi olarak bakıyorlar. Seçim meydanlarında 'bedava traktör' vadedip, sonrasında 'biz onu dikkat çekmek için söyledik' diyerek işi pişkinliğe vurdukları gibi yalan yanlış bilgilerle milletimizin zihnini bulandırmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu kabul etmek lazım, bunlar öyle seçim meydanlarında dalga konusu yapılacak işler değildir. Tarım ciddi bir uğraştır, ülkemiz açısından çok stratejik bir sektördür. Hükümet olarak biz de tarıma, sektörün ciddiyetine ve önemine uygun bir anlayışla yaklaştık. Çiftçi kardeşlerimizin alın terlerinin hakkını daima vermeye çalıştık. Son 21 yılda reel rakamlarla 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. 2024 yılında şu ana kadar 56 milyar lira destek ödemesi yaptık. Yıl sonuna kadar bu rakam 91,5 milyar liraya çıkacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Netanyahu yönetimi altındaki İsrail saldırganlığı durdurulmadıkça, Türkiye dahil bölgemizdeki hiçbir devlet kendini emniyette hissedemez." dedi.

ÇAYKUR'un çay alım fiyatı ve Toprak Mahsulleri Ofisi'nin buğday ve arpa alım fiyatı üzerinden yapılan haksız eleştirileri izlediklerini ifade eden Erdoğan, yaş çay alım fiyatının yanında üreticileri destekleme primi verilmesi uygulamasını ilk kez kendilerinin başlattığını söyledi.

Hasat döneminde üreticiyi korumak için yeni çay fabrikaları yaparak ÇAYKUR'un kapasitesini artırdıklarını belirten Erdoğan, ayrıca günlük alımlarda kısıtlamayı kaldırarak, üreticilerin ÇAYKUR'un alım fiyatının üzerinde ürününü satmasına imkan sağladıklarını kaydetti.

Buğday fiyatları

Buğday fiyatlarında ise dünya piyasasının bir hayli üstünde olduklarına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle sürdürdü:

"Yurt dışı ekmeklik buğday fiyatı, yerinde ton başına 248 dolardır. Navlunla birlikte bu rakam 270 dolara çıkıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatı, desteklerle birlikte ton başına 359 dolar olup, dünya fiyatlarından 89 dolar yüksektir. Hasat döneminde üreticimizi koruma amacıyla Dahilde İşleme Rejimi'yle hububat ithalatını 15 Ekim'e kadar durdurduk. Ayrıca ham madde ve un ihracatını ise serbest bırakarak, ilave dış ticaret tedbirleri aldık. Üretici maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlamak amacıyla vereceğimiz fark ödemesinin toplam miktarı 29 milyar liradır. Yani toplam tarımsal destek bütçemizin yaklaşık 4'te 1'ini buğday ve arpa üreticilerimizin maliyetlerine katkı amacıyla kullanıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz, alımla ilgili süreçleri titizlikle yürütüyor. Çiftçimizin ürününü en hızlı şekilde almak, gerekli depolamayı yapmak ve zamanında ödemesini gerçekleştirmek için gayret gösteriyor. Ofis, hububat teslim eden üreticilerimizin ödemelerine başladı. İlk etapta 6 Haziran'a kadar ürün verenlerin ödemeleri hesaplarına yatırıldı."

"Tüm imkanlarımızla çiftçilerimizin yanlarında olacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aldıkları bütün bu tedbirlere rağmen, çiftçilerin, üreticilerin memnuniyetsizliği veya şikayetlerinin olabileceğini söyledi.

Bunları da Cumhurbaşkanı olarak şahsen takip ettiğini dile getiren Erdoğan, "Çiftçi kardeşlerimizin sıkıntılarının giderilmesi için bakanlarımıza gerekli talimatı veriyorum. Milletin efendisi olan çiftçimizin mağdur edilmesine müsaade etmeyiz. Kimse kusura bakmasın ama sicili bozuk olanların, eli öpülesi çiftçilerimizi istismar ederek, buradan bir siyasi rant devşirmesine de izin vermeyiz. Son 21 yıldır iyi ve kötü gününde nasıl çiftçimizin yanında olduysak, bundan sonra da tüm imkanlarımızla yanlarında olacağız. Bir kez daha çiftçilerimize hayırlı, bereketli bir hasat sezonu diliyorum." ifadelerini kullandı.

"Doğu Akdeniz'de ısınan sular, bizi ve bölgemizdeki kardeş ülkeleri tedirgin ediyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin stratejik önemi fevkalade yüksek, üç kıtanın kavşak noktası olan bir coğrafyada bulunduğunu anımsattı.

Tarih boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş, ama aynı zamanda paylaşım kavgasının tam merkezinde yer almış bir bölgede olduklarına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Böyle bir coğrafi konuma sahip olmak ülkemize siyasi, ekonomik ve askeri avantajlar sağlama yanında tehditleri de beraberinde getirmektedir. Birinci Dünya Savaşı'na giden yolun taşları bizim bölgemizde döşendi. İkinci Cihan Harbi'nin odağında aynı şekilde yine bizim bölgemiz vardı. Soğuk Savaş döneminde bloklar arası rekabetin yoğunlaştığı bölgelerden biri, yine Türkiye'nin merkezinde olduğu coğrafyaydı. 13'üncü yılını tamamlayan Suriye krizi en fazla bizim bölgemizi etkiledi. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın olumsuz yansımalarına maruz kalan bölgelerin başında yine biz yer alıyoruz. 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği soykırıma varan katliamlar yine bizlerin yüreğini yakıyor. İsrail'in Gazze'ye saldırmasıyla birlikte Doğu Akdeniz'de ısınan sular, aynı şekilde en fazla bizi ve bölgemizdeki kardeş ülkeleri tedirgin ediyor."

"İsrail'in yayılmacı hedefler peşinde koştuğunu her zeminde vurguladık"

Erdoğan, Batılı güçlerin askeri, diplomatik ve siyasi desteğini arkasına alan İsrail'in gözünü komşularına diktiğini gördüklerini kaydetti.

"Lübnan'a yönelik saldırıların, tehdit dilinin artması, bölgemizin geleceği adına bizi ciddi manada endişelendirmektedir." diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Şunu bir defa çok net ifade etmek isterim, Batı dünyası destek verdikçe, İslam alemi de sessiz kaldıkça, Netanyahu denilen caninin, tüm bölgemizi ateşe sürükleme pahasına, işgal politikasına devam edeceği anlaşılıyor. Türkiye olarak biliyorsunuz ilk günden beri buna dikkati çekmekteyiz. Gazze krizinin sadece Gazze ile sınırlı kalmayacağını, İsrail zulmünün çok vahim sonuçları olabileceğini sık sık dile getirdik. İsrail'in yayılmacı hedefler peşinde koştuğunu her zeminde vurguladık. Gerek İran'la yaşanan füze gerilimi gerekse İsrail'in Lübnan'a yönelik artan saldırıları maalesef kaygılarımızda bizi haklı çıkardı. Buradan bir kez daha şu uyarıyı yapmak durumundayım, karşımızda 'devlet adamı' vasfının asgari şartlarını dahi taşımayan, gözü dönmüş, ihtiraslarının esiri olmuş, aklını, vicdanını kaybetmiş bir katil vardır. Masumların kanından beslenen bu zalim, siyasi ömrünü uzatmak adına kendi vatandaşlarının güvenliğini dahi hiçe saymaktadır.

Netanyahu yönetimi altındaki İsrail saldırganlığı durdurulmadıkça, Türkiye dahil bölgemizdeki hiçbir devlet kendini emniyette hissedemez. Bakınız bu durum, İsrail'in komşusu olan Lübnan ve Suriye başta olmak üzere tüm ülkeler için de geçerlidir. Daha önce de ifade ettim; Ankara'nın güvenliğini Gazze'nin, Kudüs'ün, Ramallah'ın, Beyrut'un, Amman'ın, Bağdat'ın huzur ve güvenliğinden ayrı göremeyiz. Türkiye olarak güvenlik önceliklerimizi buna göre tayin ve tespit ediyoruz. Dış politikada atacağımız adımları da bu gerçekler ekseninde planlıyoruz. Hedefimiz, doğru, akıllı ve uzun vadeli hamlelerle bu mücadeleden ülkemizi kayıpsız, hatta kazançlı olarak çıkarmaktadır. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz ne söylüyorsak bunun için söylüyoruz."

Barış, diyalog, diplomasi...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, barışı, diyaloğu ve diplomasiyi en üst seviyede devreye almaları gereken günlerden geçildiğini belirtti.

Özellikle aynı coğrafya ve aynı kaderin paylaşıldığı devletlerle karşılıklı diyalog zeminini güçlendirmelerinin önem arz ettiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mevcut bölgesel ve uluslararası konjonktürde, İslam ülkeleri arasında dayanışmayı artırmamız, fikir ayrılıklarını gidermemiz son derece mühimdir. Geçmişin, geleceğimizi de ipotek altına almasına müsaade edemeyiz. Bu anlayışla, komşularımızdan başlayarak bölgemizdeki tüm aktörlerle münasebetlerimizi ilerletmeye gayret ediyoruz. Şimdiye kadar bu çabalarımızın somut çıktılarını birçok yerde gördük."

Editör: Islamist Agenda