Cenevre’de nükleer program üzerine yürütülen diplomatik görüşmelerden "umut verici" sinyaller gelse de, sahadaki gerçeklik bambaşka bir tablo çiziyor. Uzmanlar, diplomasi masasının gölgesinde devam eden devasa askeri tahkimatın, her an patlak verebilecek "topyekûn bir savaşın" habercisi olduğu uyarısında bulunuyor.
Trump’ın kırmızı çizgileri ve "sıfır zenginleştirme"
Krizin merkezinde, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik tavizsiz tutumu yer alıyor. İran tarafı, uranyum zenginleştirmeyi %1,6 ile %3,6 seviyelerine çekmeyi veya 3 yıl boyunca askıya almayı teklif etse de; Beyaz Saray "sıfır zenginleştirme" ve nükleer altyapının tamamen sökülmesinde ısrarcı. ABD’li yetkililer, Trump’ın uzun süren müzakerelerden sıkıldığını ve önümüzdeki haftalarda askeri bir harekât ihtimalinin %90 olduğunu belirtiyor.
Netanyahu’nun müzakereleri sabote etme stratejisi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, diplomatik süreci "İran’ın zaman kazanma manevrası" olarak nitelendirerek Washington’u askeri çözüme zorluyor. Hakkında UCM tarafından tutuklama emri bulunan Netanyahu’nun, siyasi bekasını bu savaşa bağladığı ve Trump’ı "İranlılara güvenilmez" diyerek ikna etmeye çalıştığı ifade ediliyor. İsrail tarafı, nükleer anlaşma sağlansa dahi bunun bir aldatmaca olacağına inanarak harekat hazırlıklarını sürdürüyor.
İran’ın "namlunun ucundaki" tavizleri
Tahran yönetimi, sistemin bekasını korumak adına Obama döneminden bile daha büyük tavizler vermeye hazır olduğunu hissettiriyor. Zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması gibi "ağır" şartlar gündemdeyken, İran aynı zamanda savunma kapasitesini en üst düzeye çıkardı. İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, "Müzakere ve savunma hazırlığını paralel yürütüyoruz" diyerek, diplomasinin çökmesi durumunda silahlı kuvvetlerin teyakkuzda olduğunu vurguladı.
Savaşın neden kaçınılmaz göründüğüne dair 3 ana sebep:
-
Askeri Yığınak: 2003 Irak işgalinden bu yana bölgeye yapılan en büyük hava ve deniz sevkiyatı.
-
Kapsam: Sadece nükleer değil, füze programı ve bölgesel müttefiklerin de hedefte olması.
-
Güven Krizi: ABD’nin müzakere ederken 2 haftalık mühletler tanıması, samimiyet sorgulamasına yol açıyor.