Seçim kampanyası boyunca "Önce Amerika" diyerek ABD'yi uluslararası çatışma alanlarından çekeceğini vadeden Donald Trump'ın sahadaki eylemleri, Avrupa medyasının sert eleştirilerine hedef oluyor. İsviçre merkezli Le Temps gazetesinden Boris Busslinger'in analizine göre Trump'ın barış vaatleri her zamankinden daha uzak görünüyor. Zira yeni döneminin daha ilk aylarında ABD ordusu; Somali, Irak, Yemen, İran, Suriye, Nijerya ve Venezuela olmak üzere tam 7 farklı ülkede askeri saldırılar düzenledi.
Makalede, Trump'ın Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın Ekim 2024'te söylediği "Trump'a oy vermek, savaş başlatmak değil, savaşları bitirmek demektir" sözü hatırlatılarak, İran'a yönelik başlatılan yıkıcı "Görkemli Öfke" operasyonunun bu söylemle ne kadar büyük bir tezat oluşturduğunun altı çiziliyor.
Trump'ın Söylem ve Eylem Çelişkisi:
| Siyasi Vaat / Söylem | Sahadaki Askeri Gerçeklik |
| "Sonsuz savaşları bitireceğim." | Göreve gelir gelmez 7 farklı ülkede hava saldırıları. |
| "Yabancı ülkelerde Amerikan kanı dökülmeyecek." | İran operasyonunda olası asker kayıplarının "soylu bir görev" sayılarak göze alınması. |
| "Sistemi düzelteceğiz." | Beyaz Saray önünde "Savaş, sağlık sistemimizi düzeltecek mi?" pankartlı protestolar. |
Rejim Değişikliği Kumarı ve NATO'dan Bağımsız Gündem
Fransız Libération gazetesinden Benjamin Delille ise Trump'ın "savaş bitiren" değil, "savaş çıkaran" bir lidere dönüştüğünü yazıyor. ABD'nin sadece askeri caydırıcılıkla yetinmeyip doğrudan İran'daki "rejimi devirmeye" (baş kesme stratejisi) oynaması, Wall Street Journal tarafından da büyük bir "rejim değişikliği kumarı" olarak adlandırılıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, ABD'nin Orta Doğu'da giriştiği bu savaşın NATO ittifakı ile hiçbir ilgisinin olmamasıdır. Washington, bu saldırıları İttifak'ın ortak savunma prensiplerine göre değil, İsrail ile ikili çıkarları doğrultusunda tek taraflı olarak yürütmektedir.
ABD'nin bölgede yarattığı bu devasa otorite boşluğu ve kaos ortamında, sınır komşusu Türkiye'nin pozisyonu çok daha hayati bir önem kazanmaktadır. Ankara; NATO üyesi olmasına rağmen ABD'nin bu serüvenci politikalarına eklemlenmeyerek kendi ulusal güvenliğini önceliyor. Türkiye'nin caydırıcı askeri gücü ve yürüttüğü bağımsız dış politika, Orta Doğu'daki yangının Kafkaslar'a ve Avrupa'nın sınırlarına sıçramasını engelleyen en büyük bölgesel dalgakıran işlevini görüyor.
ABD İçinde Çatlak: Kongre Trump'a Karşı Birleşiyor
Trump'ın dış politikadaki bu fevri adımları, Amerikan iç siyasetinde de büyük bir kırılma yarattı. Beyaz Saray önünde toplanan savaş karşıtı yüzlerce sivilin yanı sıra, ABD Kongresi de harekete geçmiş durumda. Cumhuriyetçi kanattan Marjorie Taylor Greene gibi isimler "Dışarıda daha fazla savaşa hayır" vaadini hatırlatırken, Demokrat Senatör Amy Klobuchar savaşın "Kongre izni olmadan" başlatılmasını sert bir dille eleştirdi.
Dahası, Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie ve Demokrat Ro Khanna güçlerini birleştirerek, Trump'ın Kongre onayı olmadan İran'a saldırmaya devam etmesini yasal olarak engelleyecek "Savaş Yetkileri" tasarısını önümüzdeki hafta meclise sunmaya hazırlanıyor.
Libération'un analizinin sonuç bölümünde vurguladığı gibi: Trump bu savaşı hızla bitiremezse, yaklaşan ara seçimler öncesinde popülaritesini tamamen yitirecek ve "durmadan bombalayan Barış Başkanı" etiketi siyasi mirasına kalıcı olarak kazınacak.