Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ülkedeki Kürt hakları, terör örgütü YPG/SDG’nin yapısı ve Suriye’nin geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Şara, YPG/SDG liderlerinden Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmeye değinerek, Kürt bileşeninin haklarının anayasa tarafından güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Şara, Mazlum Abdi’ye hitaben, “Eğer Kürt bileşeninin hakları için savaşıyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü Kürt bileşeninin hakları anayasa tarafından güvence altına alınmıştır” dediğini aktardı. Şara, Suriye’deki tüm Kürt haklarına inandığını belirterek, bu hakların herhangi bir cumhurbaşkanının lütfu değil, anayasal bir hak ve devletin yerine getirmesi gereken bir görev olduğunu ifade etti.
SDG’ye yönelik eleştirilerde bulunan Şara, örgütün temel sorununun parçalı ve çok başlı bir yapıya sahip olması olduğunu söyledi. İmzaladığı anlaşmaları sahada uygulatamayan bir yapı ile müzakere yürütmenin ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Şara, bu durumun siyasi süreci zora soktuğunu dile getirdi.
Suriye’nin kritik bir yol ayrımında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Şara, ülkenin ya herkesin katılımıyla hukuka ve uluslararası kabul görmüş standartlara dayalı bir devlet inşa edeceğini ya da mezhepler, etnik gruplar ve fraksiyonlara bölünmüş bir yapı içinde kalacağını söyledi. Birleşik ve güçlü bir devletin, kişisel ve parti çıkarlarının bir kenara bırakılmasını gerektirdiğini ifade eden Şara, devletin inşa sürecini baltalayan fikirlerden ve silahlardan vazgeçilmesinin şart olduğunu vurguladı.
“Dünyada hiçbir devlet, bünyesinde kontrolsüz silahlı güçler varken inşa edilememiştir” diyen Şara, bu durumun Suriye için de geçerli olduğunu belirtti. Kürtlerin korunması meselesine de değinen Cumhurbaşkanı, “Suriye’nin Kürtlerini korumak gerçekten de Türkiye ile onlarca yıllık bir çatışma geçmişi olan dış bir silahlı yapı üzerinden mi sağlanıyor?” sorusunu yöneltti.
Şara, Kürt unsurunun gerçek anlamda korunmasının, yeni Suriye gerçekliğine entegre edilmesiyle mümkün olacağını ifade ederek, Suriye devletinin Kürtler için bir tehdit değil, bir kazanım olduğunu söyledi. Ancak Kürtlerin vatandaşlıktan, yönetime katılımdan ya da varoluşlarından dışlanmaları söz konusu olsaydı, bu durumda alternatif yolların meşru görülebileceğini de sözlerine ekledi.




